+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 10 sayfadan 3. sayfa İlkİlk 1 2 3 4 5 6 7 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen 11 ile 15 konu arasından toplam 48 konu bulundu.

Konu: Big Bang Deneyi (Cern Deneyi)

  1. #11
    Administrator AbuK_PreNS Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    04.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.055

    Standart Kainatın sır perdesi aralanacak



    13,7 milyar yıl önceki Büyük Patlama’dan sonra şartlar oluşturularak kainatın sır perdesi aralanmaya çalışılacak. Güneştekinden 100 bin kat yüksek sıcaklık elde edilecek. Dört temel soruya cevap aranacak...

    Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için çarşamba günü faaliyete geçiriliyor.



    Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi olarak gösteriliyor.

    Kısaca LHC olarak anılan laboratuvarı inşa eden Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN) Genel Müdürü Robert Aymar, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının “dünya görüşümüzü ve kainata bakışımızı değiştirebilecek sonuçlar üreteceğinden emin olduğunu” belirtti.

    LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi.

    Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, “Higgs bozonunun izini sürecek.” Bu parçacığın diğer bazı parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.

    CERN Müdürü Aymar, Higgs’den başka bilinenlerden çok daha ağır, çok daha fazla sayıda parçacık bulunacağını düşünüyor ve “Biz bu parçacıklara karanlık madde diyoruz” dedi. Aymar’a göre, LHC kainatın yüzde 23’ünü oluşturan bu karanlık maddenin “ne menem bir şey” olduğunun anlaşılmasını sağlayacak. Bilim adamlarına göre, evrenin yüzde 4’ü bildiğimiz maddeden meydana geliyor, kalan bölüm ise karanlık enerjiden ibaret.

    LHCb adı verilen üçüncü algılayıcı ya da gözlem istasyonu, Büyük Patlama anında maddeyle eşit miktarda olduğu düşünülen antimaddenin nereye gittiğini bulmaya çalışacak. Alice algılayıcısı da kurşun iyonlarının çarpışmasıyla ilgilenecek ve kainatın ilk mikrosaniyeleri sırasında, daha protonlar oluşmadan ortaya çıkan “kuark ve glüon çorbasını” bir lahza için de olsa yeniden yaratmaya çalışacak. Çarşamba günü ilkin ilk ışın huzmesi için 100 milyar protonluk paketler hızlandırıcıya atılacak. Birincisinin tersi istikamette olacak şekilde ikinci demetin devreye sokulmasıyla çarpışma başlayacak.

    DÖRT TEMEL SORU
    Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD, Hindistan, Rusya ve Japonya’nın da iştirak ettiği 3,76 milyar Euro’luk proje, minik parçacık fiziğinin yıllardır kafa patlattığı dört büyük soruya cevap bulmaya çalışacak.

    Bu sorular şunlar:
    Higgs bozonunu bulmak, süpersimetrinin sırrını ortaya çıkarmak, madde ve antimaddeyi anlamak ve Büyük Patlamadan hemen sonra saniyenin binde birindeki sürede ortaya çıkan şartları yeniden yaratmak.

    Higgs bozonu:
    İstikrarsız karaktere sahip parçacığa, adeta “ilahi parçacık” gözüyle bakılıyor, zira birçok araştırmacı bu parçacığı teorik olarak inceledi, ama şimdiye kadar hiç kimse onu göremedi. Bozon, onu 1964 yılında “tümdengelim” (dedüksiyon) yöntemiyle ortaya çıkaran İngiliz fizikçisi Peter Higgs’in adını taşıyor. Bozonun varlığını deneyle kanıtlamak, parçacık fiziğinde bilinenleri özetleyen “standart modelin” eksik halkasını bulmak anlamına gelecek.

    Higgs bozonu, kütlenin nasıl kazanıldığının anlaşılmasını sağlayacak. Bazı parçacıkların niçin kütleden mahrum olduğu da böylelikle anlaşılabilecek.

    Süpersimetre:
    Bu kavram, son yılların en esrarengiz keşiflerinden biriyle ilgili. Şöyle ki, görünen madde evrenin sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor. Kainatın yüzde 23’ü karanlık madde, kalan yüzde 73’ü de karanlık enerjiden teşekkül ediyor. Bu konunun aydınlatılması; karanlık maddenin, “nötralino” adı verilen süpersimetrik parçacıklardan oluştuğunu gösterebilecek.

    Madde ve antimaddenin esrarı:
    Enerji maddeye dönüşürken, bir parçacık ve zıt kutuplu elektrik yüküne sahip bir yansıması, bir başka deyişle antiparçacığı oluşuyor. Parçacık ve antiparçacık bir araya gelecek olursa birbirlerini yok ediyor ve enerji ortaya çıkıyor. Mantık, madde ve antimaddenin evrende eşit miktarda bulunması gerektiğini söylese de, antimadde nadir bulunuyor.

    Büyük Patlamadan sonra saniyenin binde birindeki şartları yeniden oluşturmak:
    O sırada madde, kuark ve glüonlardan oluşan bir çeşit “yoğun ve sıcak çorba” olarak ortaya çıktı. Çorba soğuyup yoğunlaşırken, kuarklar; protonlar, nötronlar ve diğer kompozit parçacıkları oluşturdu. LHC, ağır iyonları birbirleriyle çarpıştırarak bir anlık da olsa, Güneş çekirdeğindekinden 100 bin kat daha yüksek sıcaklık elde etmeye çalışacak. Bu çarpışmalar sırasında kuarklar ortaya çıkacak. Araştırmacılar, serbest kalan kuarkların maddeyi oluşturmak için ne şekilde ve nasıl birleştiklerini gözlemleyebilecek.

    SONSUZ KÜÇÜK VE SONSUZ BÜYÜK
    LHC çarpıştırıcısı “hadron” ailesinden hidrojen protonlarını, ışık hızının yüzde 99,999’uyla 27 kilometrelik tünele fırlatacak.
    Yerin 100 metre altında saniyede 1 milyar proton çarpışması meydana gelirken, yer üstündeki 3 bin bilgisayar saniyede 100 kadar çarpışmayı analiz edecek. Toplanacak veriler, değişik ülkelerde CERN’le bağlantılı araştırma merkezlerine anında iletilecek.
    Tünel dünyanın en soğuk “buzdolabı” olacak, zira süper iletken mıknatısları eksi 271,3 dereceye kadar soğutuldu. Eksi 273,15 mutlak sıfır kabul ediliyor.
    Tünel boyunca sıralanan dört çarpıştırıcı devasa boyutlarda. En büyükleri Atlas, 25 metre çapında, 46 metre boyunda bir silindir. Ağırlığı 7 bin ton kadar. 3 bin kilometreyi bulan kablolarla sarmalanmış halde. Silindirin yerleştirilebilmesi için, 300 bin ton taş ve toprak kazıldı, 50 bin ton beton döküldü. Atlas, bir yıl içinde, dünyanın en büyük kütüphanesi olan Kongre Kütüphanesindeki 3 milyar kitaptakinden 160 kat fazla veri toplayacak.
    Proton huzmesi, 10 saatte tünel içinde 10 milyar kilometre kadar yol almış olacak ki, bu, Yer’den Neptün’e gidiş geliş mesafesine eşit. Tam yoğunluğa erdiğinde, her proton huzmesi, saatte 1600 kilometre hız yapabilen bir otomobil için gerekli enerjiyi üretir hal gelecek.
    Çarpışmalar 14 “tera elektron volt” enerji ortaya çıkaracak. Bu, çok yoğun enerji demek. Bu sayede bir an için de olsa, Güneş’tekinden 100 bin kat fazla sıcaklıklar elde edilebilecek.

    haber: ntvmsnbc.com
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
    Mustafa Kemal ATATÜRK






  2. #12
    Administrator AbuK_PreNS Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    04.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.055

    Standart CERN deneyinin felaket senaryoları

    Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu’nun (CERN) Büyük Patlama deneyi aylardır bazı çevrelerce önlenmeye çalışılıyor. Gerekçe felaket senaryoları...

    Deneyin dünyanın sonunu getireceğine inananlar var. İşte deneye yönelik karşı tezler ve CERN’ün felaket senaryolarına verdiği yanıt.



    Evrenin oluşumuna ilişkin ipuçları vermesi beklenen “Büyük Hadron Çarpıştırıcı” (LHC) deneyi, aylar süren hareretli tartışmaları da beraberinde getirdi. Deneye karşı bazı öne sürülen felaket senaryoları muhtelif.

    KARA DELİKLER OLUŞTURACAK
    Bunlardan ilki evrenin oluşumundaki büyük çarpışmanın bir benzerinin yaratılacağı deney sırasında açığa çıkacak yüksek enerjinin kara delikler oluşturacağı yönünde. Kara delikler uzayda tam olarak anlaşılmayan güçlü çekim bölgeleri olarak tanımlanıyor. Hala bilim dünyasının tam olarak aydınlatamadığı kara delikler ışığı bile emiyor. Çekim alanlarına giren tüm parçacıkları içine çektikleri için siyah görünüyorlar.

    CERN uzmanları, deneyde mikroskopik ölçülerde kara delikler ortaya çıkabileceğini kabul ediyor.

    Ancak iddialar bu kadarla sınırlı değil. Almanya’da Otto Rossler adlı Biyokimya Profösürü öncülüğünde bir grup, bu iddiayı daha da ileri götürerek, bu mikroskobik kara deliklerin zamanla birleşerek büyük bir kara delik oluşturacağını ve 4 yıl içinde tüm dünyayı yutacağını öne sürüyorlar. Bu gerekçeyle deneyi engellemek için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru reddedildi.

    Hawaii’deki ABD Mahkemesi’ne de benzer gerekçelerle deneyin önlenmesi talebiyle dava açıldı, davacılar deneyde açığa çıkacak enerjinin maddelerin yapısında da köklü değişikliklere yol açacağını iddia ediyor. Davanın CERN açısından bağlayıcılığı bulunmuyor.

    DÜNYAYI SIVIYA ÇEVİRECEK
    Yüksek enerjiyle oluşan bir parçacığın dünyayı sıvıya çevireceği de ortaya atılan çok sayıda iddiadan biri. Bu iddialar İngiliz Astro-Fizikçi Stephen Hawking’in radyasyon teorisiyle de çelişiyor. Hawking, küçük kara deliklerin büyük olanlara oranla daha fazla radyasyon yaydığını ve radyasyonla kütle kaybeden küçük kara deliklerin daha hızlı bir şekilde yok olduklarını savunuyor.

    Yayınladığı güvenlik raporuyla tüm bu iddiaları yalanlayan CERN uzmanlarına göre konuyla ilgili bilimsel tezler olmasa dahi doğa deneyin bir tehlike oluşturmadığını bizzat kanıtlıyor.

    Cern Başkanı Robert Aymar, “Deneyle dünyanın yok olacağını öne sürenler var. Küçük kara deliklerin birleşerek büyüyeceğini, tüm dünyayı yutacağını söylüyorlar. Cosmik ışınlar doğal yollarla milyarlarca yıldır çok daha büyük enerjiler ortaya çıkarıyor. Şimdiye kadar hiçbir şey olmadı. Bu deneyle de olmayacaktır” açıklamasında bulundu.

    GEÇMİŞE YOLCULUK YAPILABİLECEK
    İki Rus matematikçi tarafından ortaya atılan bir diğer iddia da yine film senaryolarına aratmıyor. Matematikçiler Einstein’ın izafiyet teorisine gönderme yapıyor. Einstein izafiyet teorisinde uzayın en, boy, yükseklik ve zaman olarak 4 boyuttan oluştuğunu, yüksek bir enerjinin uzayda bozulmaya neden olarak zamanda bir tünel yaratabileceğini öne sürer. Irinia Arefeva ve Igor Volovich’e göre de deneyde ortaya çıkacak yüksek enerji zamanda bir kırılma yaratacak ve burada açılacak zaman tünelinden geçmişe yolculuk yapılabilecek.

    Uzmanlar bu iddiaların fizik bilmeyen ve bu nedenle mevcut bilimsel tezleri de yanlış yorumlayan kişiler tarafından ortaya atıldığını vurguluyor.

    ntvmsnbc.com
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
    Mustafa Kemal ATATÜRK






  3. #13
    Administrator AbuK_PreNS Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    04.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.055

    Standart Fizik Derneği felaket senaryolarını değerlendirdi

    CERN’de birkaç saat içinde başlayacak parçacık deneyiyle evrenin sırları çözülecek, fizik kanunları değişecek, hayali bile kurulamayan teknolojiler gelişecek. NTVMSNBC’ye konuşan Türk Fizik Derneği Başkanı’na göre kara delik senaryoları sadece fantezi.

    Bugün Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) maddenin sırlarının araştırılacağı ve bazı fizik kuramlarının sınanacağı çok önemli bir deney gerçekleştirilecek. Deney sırasında meydana gelecek bir kara deliğin Dünya’nın yok olmasına neden olacağına dair spekülasyonlar, deneye olan ilginin artmasına neden oldu. İsviçre-Fransa sınırında kurulan dünyanın en büyük hadron çarpıştırıcısında (The Large Hadron Collider - LHC) gerçekleştirilecek deney bu nedenle LHC Deneyi olarak adlandırılıyor. Deneyle ilgili merak edilenleri Türk Fizik Derneği Başkanı ve İstanbul Ünivesitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Baki Akkuş’a sorduk. Akkuş deneyi NTVMSNBC’ye anlatırken, Türkiye’nin hem bu deneydeki hem de genel olarak bilim dünyasındaki yeri hakkında bilgiler verdi.

    Big Bang Deneyi olarak adlandırılan, LHC Deneyi’ni bu kadar önemli kılan nedir? Bilim insanları bu deneyle hangi sorulara cevap arayacaklar?
    Bir konuyu netleştirmek gerekiyor. Bu deney Big Bang (Büyük Patlama) Deneyi değil. Burada araştırılan Büyük Patlama’nın kendisi değil, sonrası. Yanıt aranan asıl soru kütle nedeni nedir, maddeye kütle kazandıran nedir? Bununla ilgili olarak 1960’lı yıllarda Edinburg Üniversitesi teorik fizikçilerinden Peter Higgs’in ortaya koyduğu bir model var. Buna göre Big Bang’den hemen sonra, oluşan ortamda (buna Higgs Alanı deniyor) madde kütle kazanıyor ve maddeye kütle kazandıran da Higgs Parçacığı denen parçacıklar. Teori, kütleyi Higgs Parçacığı’na bağlıyor. Yapılacak deneyle, Big Bang’in kendisi değil ama hemen sonraki ortam oluşturularak. Bu ortamda da Higgs Parçacığı araştırılacak ve bu teori sınanacak.

    EVRENİN YÜZDE 30’UNU, YANİ KARANLIK MADDEYİ ANLAYABİLECEĞİZ
    Öncelikle araştırılacak konu bu. Ama deneyle birlikte bilmediğimiz pek çok şey açığa çıkacak ve başka pek çok şey de araştırılacak. Örneğin karanlık maddeyi oluşturan parçacıklar nedir? Evrenin yüzde 30’unun karanlık maddeden oluştuğunu biliyoruz. Teorik olarak bunu biliyoruz ancak ne olduğunu, yapısını bilmiyoruz. Amaç yüksek enerjilere çıkıp karanlık maddeyi açığa çıkarıp inceleyebilmek. Yüksek enerjilere çıkıldığında karanlık maddenin açığa çıkarak incelenmesine dair teorik bir altyapı var. Teorik olarak tüm bunların hesapları, bunlarla ilgili farklı modellemeler var ama bunun incelenmesi gerekiyor.

    Deneyde cevap aranacak bir başka önemli soru da anti-maddeyle ilgili. Neden evrende hiç anti-madde başka bir değişle zıt-madde yok? Bildiğimiz fizik kanunlarına göre evrenin yarısının anti-maddeden oluşması gerekiyordu fakat evrende anti-madde yok denecek kadar az. Çünkü fizik kurallarına göre her maddenin bir de karşıtı olması gerekir. O halde Büyük Patlama’dan sonra ortaya çıkan anti-maddeye ne oldu? Bilim insanları olarak bunu anlamak istiyoruz.

    Deney nasıl yapılacak? Çok büyük bir mekanizma, son teknoloji ile yaratılan bir ortam, bir düzenek söz konusu...
    Deney, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (The Large Hadron Collider - LHC) gerçekleştirilecek. LHC, 27 km çapında, yerin 100 metre altında dairesel bir mekanizma. LHC’nin parametreleri, daha önce inşa edilmiş parçacık çarpıştırıcılarına her bakımdan açık ara üstünlük sağlamaktadır. Bir kere şimdiye kadar erişilmemiş enerji düzeylerinde proton demetleri oluşturmaktadır. Süper iletken duruma geçmeleri için sıvı helyumla 2 Kelvin’in (-271 oC ) daha altına kadar soğutulmuş yaklaşık 7000 mıknatıs, ışık hızının % 99.99999’una kadar hızlandırılmış proton demetlerini yönlendirip odaklıyor. Mutlak sıfır derece Kelvin -273,15 derece Centigrad karşılığıdır. Halkadaki her bir proton 7 trilyon elektron volt (TeV) enerjiye sahip olacak. Saniyede 800 milyon parçacık çarpışması gerçekleşecek.

    İKİ PARÇACIK DEMETİ HAVASIZ ORTAMDA ÇARPIŞTIRILACAK
    LHC deneyinde ışık hızına yaklaşan hızlarda giden iki parçacık demeti havasız ortamda çarpıştırılacak. Gerçekleştirilecek bu deneyde proton demetleri ayrı ayrı 7 trilyon elektron volta (TeV) sahip olmak üzere toplam 14 trilyon elektron voltluk (TeV) enerji ile çarpıştırılacaklar. Çarpışma sonucunda açığa çıkacak olan enerji, Büyük Patlama ( Big Bang ) anından sonraki kısa bir zaman dilimindeki enerji yoğunluğuna karşılık gelecek.

    İlk parçacıklar LHC’nin 27 km.lik çemberi etrafında bugün saat ibresi yönünde dönmeye başlayacak. Protonlar çember içindeki mıknatıslar tarafından yönlendirilecek ve odaklanacak. Daha sonra yaklaşık bir veya iki ay sonra protonlar saat ibresinin ters yönünde çemberde aynı şekilde döndürülmeye başlayacak. Çember içinde her iki yönde de hareket eden protonlar hız kazanacak ve 7 trilyon elektron volt (TeV)’luk enerjiye ulaşacak. Bu protonlar kafa kafaya çarpışınca 14 TeV’lik enerji açığa çıkacak. İşte protonları, Big Bang’in hemen sonrasında açığa çıkan enerji yoğunluğunda inceleyebilmemizi sağlayacak ortam açığa çıkacak bu enerjiyle oluşturulacak.

    Saat yönünün tersinde hareket eden proton demetinin daha sonra dönmeye başlayacağını söylediniz. Bu, yapılacak deneyin sadece ilk aşamasının bugün başlayacağı, asıl sonuçların çarpışmalardan sonra olacağı anlamına mı geliyor?
    Evet. Gecikmeye neden olacak herhangi bir aksilik olmazsa bir-iki ay sonra ters yönde hareket edecek protonlar dönmeye başlayacak. Çarpışmalar başladığında da ilk sonuçları almaya başlayacağız.

    BÜYÜK KARA DELİK İÇİN TRİLYON KERE TRİLYON KATI ENERJİ GEREK
    Deneyle ilgili olarak çok çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. En çok dillendirilen de deney sırasında bir kara deliğin oluşabileceği bunun da gezegenimizin sonu olacağı. Böyle bir olasılık var mı?
    Böyle bir olasılık sözkonusu değil, ben ciddiye almıyorum bunları. Şöyle açıklayayım; kara delik oluşması için küçük bir hesap var, hatta bu hesabı da Prof. Dr. Metin Arık yaptı. Bu hesaba göre bir karadelik oluşması için 10 48 eV’lik (1 TeV = Trilyon elektron volt = 10 12 elektron volt) enerji gerekmektedir. Bunun anlamı da deney sırasında açığa çıkan enerjinin yaklaşık trilyon kere trilyon kere trilyonluk katı bir enerjinin oluşması gerektiği anlamına gelir. Hatırlatayım, CERN’de açığa çıkan enerji 14 TeV lik bir enerji. Gerekli olansa 1036 TeV. Dolayısıyla deney sırasında açığa çıkacak enerji ile Dünya’yı yok edecek kara deliklerin oluşması söz konusu değil. Şunu da ekleyeyim, CERN’deki bilim insanlarına göre küçük kara delikler oluşacak ancak bunlar önemsiz büyüklükte olacak ve hemen yok olacaklar.

    Deneyle ilgili bir başka iddia da iki Rus matematikçiden geldi. Moskova Matematik Enstitüsü’nden Irnia Arefana ve Igor Volovich deney sırasında açığa çıkan yüksek enerjinin zamanda bir kırılma yaratacağının iddia ettiler?
    Asıl uzmanlık alanım teorik fizik olmadığı için detaylı bilgi veremiyorum. Teorik olarak böyle bir olasılık var. Ancak bilim insanları bunu da pek olası görmüyor.

    Küresel çapta bir felaket olmayacağını görüyoruz. Peki herhangi bir kaza ya da beklenmeyen bir olay sonucunda daha küçük çapta felaketler olabilir mi? Örneğin deneyin yapıldığı tüm çevreyi etkileyecek büyük bir patlama ya da radyoaktif sızıntı?
    Bu da pek mümkün değil. Deney sahası çok korunaklı bir alan. Deney yerin 150 metre altında yapılıyor. Üzerindeki toprak tabakasını bir zırh olarak düşünebiliriz, toprak radyasyona karşı iyi bir zırhtır. Dolayısıyla herhangi kaza sonucunda dışarıya radyasyon sızıntısı mümkün değil, zaten bu nedenle yerin 150 metre altında.

    YENİ FİZİK KANUNLARI ÇIKABİLİR
    Biraz da deneyin sonuçlarından bahsedebilir misiniz? Bilim dünyasında neler değişecek?
    Bilmediğimiz çok şey çıkacak. Burada fizik kanunları değişebilir, gelişebilir. Yeni kanunlar ortaya çıkabilir. Bilmediğimiz yeni parçacıklar ortaya çıkabilir. Şimdiden ne bulacağımızı kestiremiyoruz tabii. Ama bulacaklarımız ve elde edeceğimiz yeni bilgilerle birçok fizik kuramı değişebilir. Doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir. Dahası yepyeni teoriler, kanunlar oluşturulabilir.

    MR TEKNOLOJİSİNİN ÇIKIŞI DA BENZER ARAŞTIRMALARA DAYANIYOR
    Teorik fizikte büyük gelişmeler olası, peki bunun teknolojik yeniliklere yansımasıyla ilgili bir öngörüde bulunabiliyor muyuz? Örneğin günlük yaşantımıza yansıyacak gelişmeler, ya da belki yeni silahlar gibi ilk akla gele teknolojik gelişmeler olabilir mi?
    Şöyle cevap vereyim, fizikçiler atomun yapısını araştırırken ne bulacaklarını ve bunun nasıl faydalı olabileceğini de bilmiyorlardı. Atomun manyetik spinini buldular ve bundan şimdi tıp alanında sıkça kullanılan MR teknolojisi gelişti. Fizikçiler atom yapısını incelemek için yola çıkmışlardı ve kafalarında MR’ı bulmak gibi bir şey yoktu. Ama bilimsel araştırmalarının sonuçlarından biri de teknolojik bir gelişme olan MR oldu. O nedenle buradan elde edilecek bilgiler teknolojiye şu ya da bu şekilde yansıyacak diyemeyiz. Ama zaman içinde çok büyük teknolojik gelişmeler için altyapı oluşturabilir. Bu da elbette insan yaşamına ciddi şekilde yansıyacaktır.
    İnsanlarda bir kanı var, bize ne bu deneyden, Big Bang’den diyorlar. İnsanlara bunun sonucunda teknolojinin de geliştiğini söylemek gerekiyor. Bu tür deneyler yapılırken, hazırlık aşaması da dahil, korkunç bir teknolojik gelişim oluyor. Kullanacağınız malzemeler, elekrtonik sistemler hep yeniden hazırlanıyor, bunun için paralar ödeniyor. Yani bugüne kadar kullanılanlardan ziyade yeni teknolojileri kullanıyorsun yani teknolojini geliştiriyorsun. Bunu yaparken bir teknolojik gelişme oluyor. Yani teknoloji durduğu yerde gelişmez. Ancak böyle deneyler yapıldığı zaman gelişir. Her bir deney yeni teknolojileri yaratır. Daha deney yapılırken ve deney sonrasında ortaya çıkacak bilgiler ile yepyeni teknolojiler ortaya çıkacak. Asıl üzerinde durulması gereken konu bu.
    Bunun yanı sıra şunu da belirtmeliyim: CERN’de bugüne kadar yapılan deneyler sonucunda bilgisayar, elektronik, nano teknoloji, nano-mekanik, süper-iletkenler, yeni materyallerin geliştirilmesi, enerji teknolojisi vb. gibi birçok konuda çok büyük gelişmeler oldu. Tabii ki bu deney sonrasında da oldu. Zaten CERN’ün kurulma amaçlarından biri de bu.

    Konu CERN’e gelmişken, CERN’ü biraz tanıtabilir misiniz? Hangi amaçla kuruldu, nasıl bir yapılanması var?
    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yaşanan süreçte ABD ve Sovyetler Birliği’ nin bilimsel-teknolojik ve ekonomik gücüyle tek başlarına yarışamayacaklarını gören 12 Avrupa ülkesinin, 1954 yılında bir araya gelerek Cenevre-İsviçre’ de kurdukları Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN), parçacık hızlandırıcılarına dayalı parçacık fiziği ve nükleer fizik araştırmaları gerçekleştiren ve jenerik teknolojileri kullanan ve geliştiren dünyanın en büyük araştırma merkezi. 80 ülkeden yaklaşık 6 bin 500 bilim insanı CERN’de araştırma yapıyor. CERN’e üye ülke sayısı en son 1999’da Bulgaristan ile 20’ye ulaştı. Kısacası CERN, Nobel ödülleri kazanan keşifleri de içeren önemli buluşların yapıldığı, ileri teknoloji üreten bir merkez. Merkezin yıllık bütçesi üye ülkelerin gayri safi milli hasılaları oranında ödedikleri yıllık aidatlardan oluşuyor.

    TÜRKİYE HENÜZ CERN’E ÜYELİK BAŞVURUSU YAPMADI
    Türkiye’nin CERN ile ilişkisi hangi düzeyde?
    Türkiye ilk yıllardan beri CERN’de gözlemci ülke durumunda ve henüz üyelik başvurusu yapılmadı. Sadece 14 Nisan 2008’de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu - TAEK ile CERN arasında bir işbirliği anlaşması imzalandı. Ama bu üyelik başvurusu yapıldığı anlamına gelmiyor. Üstelik bu işbirliği anlaşmasının üye olmadığınız sürece pek bir anlamı yok. Kıbrıs Rum Kesimi bunu 2006’da imzaladı. Daha ilginci Avrupa Birliği ile hiçbir ilişkisi bulunmayan Suudi Arabistan bizden hemen sonra 9 Mayıs’ta aynı işbirliği anlaşmasını imzaladı.

    Şunu da belirteyim eğer ülkemiz üye olsaydı ödemesi gerekecek yıllık aidat 15-20 milyon dolar civarında olacaktı. Yani üyeliğin getireceği maliyet çok az. CERN’e tam üye olduğumuz takdirde, ülkemiz ileri teknolojilerin Ar-Ge altyapısının temel taşları olan hızlandırıcı, detektör ve bilişim teknolojilerinin sadece tüketicisi değil üreticisi durumuna gelecek. Ülkemiz bugüne kadar ne yazık ki bulunmadı. Benden önce Türk Fizik Derneği Başkanlığını yapan ve Isparta’daki uçak kazasında kaybettiğmiz Prof Dr. Engin Arık yaşamının 40 yılını üyelik için harcadı. Bununla ilgili olarak hem Cumhurbaşkanımız hem de Başbakanımız bu konuda destek verdi. Yani üyelikle ilgili siyasi destek de var. Ama henüz üyelik başvurusu yapılmadı.

    CERN’e üye olmakla katılımcı olmanın farkı ne?
    Üye olanların her konuda söz hakları var. Kendi bilim insanlarının hangi deneye katılacakları, deneylere ne oranda ve nasıl destek vereceklerine kendileri karar veriyor. Gözlemcilerin ise kararlara hiçbir katkısı yok. Yalnızca katılım payı vererek deneylerde yer alabiliyor.

    TÜRKİYE’DE DE HIZLANDIRICI TEKNOLOJİ MERKEZİ KURULDU
    Peki CERN’e benzer çalışmalar başka ülkelerde ve tabii ülkemizde yapılıyor mu?
    Hızlandırıcı teknolojisi bütün gelişmiş ülkelerde var. Ülkemizde ise kendi hızlandırıcı merkezimizi kurmaya 2006 yılında başladık. Türkiye’de şöyle bir kanı var: Türk fizikçiler yurtdışında çalışıyorlar ama Türkiye’de hiçbir şey yapmıyorlar. Buradaki teknik sıkıntıları söylemeye bile gerek yok. Yine de biz 2006 yılında Türk Hızlandırıcı Merkezi - THM projesi kurularak bu şekilde düşünenlere anlamlı bir cevap verdik. Merkezin yapımına Ankara Gölbaşı’nda başlandı ve iki aşamalı bir proje olarak düşünüldü. İlk aşaması 2010 yılında bitecek. 10 milyon Euro’luk bir maliyeti var. Bu aşamada Hızlandırıcı Teknoloji Enstitüsü kuruldu. Şimdi yapılacak hızlandırıcının süper iletken mi, yoksa normal mi olacağını kararlaştırılacağız ve gerekli tüm altyapı ve hesaplamalar yapılacağız. Laboratuvarlar da tamamlanacak. Ayrıca asıl hızlandırıcının yapılacağı ikinci aşama öncesinde gerek duyulan nitelikli elemanlar yetiştirilecek. Bunun içn Japonya, Almanya, İsviçre ve İngiltere dahil beş ülkeyle işbirliği anlaşmaları imzaladık. İkinci aşamada da asıl hızlandırıcı tamamlanacak.

    Bu ne zaman sonuçlanacak? Maliyeti ne kadar olacak?
    2020 sonunda bitirmeyi hedefliyoruz. Maliyeti de 300 milyon dolar civarında.

    BİLİM VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI KURULMALI
    Burada CERN’dekilere benzer deneyler yapılacak mı?
    Bu büyüklükte değil ama yaklaşık yaklaşık 400 kalemde teknolojik gelişme sağlayacak. Örneğin nano teknoloji, bilişim, savunma sanayilerinde yeni teknolojiler üretiminde önemli katkılar sağlayacak. Şunu söylemek istiyorum: Gelişmiş bir ülke olmak istiyorsak, acil olarak Türkiye’de bilim ve teknolojinin hızlı gelişmesine yönelik etkin bir program hazırlanıp bir an önce hayata geçirilmeliyiz. Gelişmiş ülkeler seviyesinde bilim ve teknoloji üretmediğimiz sürece kalkınamayacağımızı ve gelişmiş ülkeler arasına giremeyeceğimizi asla unutmamalıyız. Bilimsel araştırma yapmadan ve bunlara dayalı yeni teknolojiler üretmeden bilim ve teknolojide atılım gerçekleştirebilmek mümkün değildir. Bu da ancak ülke çapında yeni bir örgütlenme ile gerçekleşebilir. Bu ise, gelişmiş ülkelerin çoğunda olduğu gibi Bilim ve Teknoloji Bakanlığı yoluyla sağlanabilir. Şu anda ülkemizde bilimsel araştırmalar birçok kurum tarafından birbirlerinden ayrı yapılıyor. Bunların arasında koordinasyon yok. Bilim ve Teknoloji Bakanlığı bu kurunlar arasında koordinasyonu ve işbiriliğini sağlayabilir. Böylelikle ülkemizdeki bilimsel araştırmalar yoğunlaşabilir.

    ntvmsnbc.com
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
    Mustafa Kemal ATATÜRK






  4. #14
    Administrator AbuK_PreNS Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    04.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.055

    Standart Ve cern deneyinde düğmeye basıldı.

    Cern Deneyi (big bang deneyi) başladı.



    Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için düğmeye basıldı.



    Deney başlamadan teknik bir aksaklık yaşandı. Ancak bu aksaklığın nedeni açıklanmadı. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD, Hindistan, Rusya ve Japonya'nın da iştirak ettiği 3,76 milyar euroluk proje, minik parçacık fiziğinin yıllardır kafa patlattığı dört büyük soruya cevap bulmaya çalışacak. Bu sorular şunlar: Higgs bozonunu bulmak, süpersimetrinin sırrını ortaya çıkarmak, madde ve antimaddeyi anlamak ve Büyük Patlama'dan hemen sonra saniyenin binde birindeki sürede ortaya çıkan şartları yeniden yaratmak.



    Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için bugün faaliyete geçti.






    Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi olarak gösteriliyor.






    Kısaca LHC olarak anılan laboratuvarı inşa eden Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN) Genel Müdürü Robert Aymar, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının "dünya görüşümüzü ve kainata bakışımızı değiştirebilecek sonuçlar üreteceğinden emin olduğunu" belirtti.


    LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi.


    Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, "Higgs bozonunun izini sürecek." Bu parçacığın diğer bazı parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit edilemezse teorik fizik alt üst olabilir.
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
    Mustafa Kemal ATATÜRK






  5. #15
    Administrator AbuK_PreNS Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    04.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.055

    Standart Deney başladı ama kafalar hálá karışık



    İsviçre - Fransa sınırındaki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’in büyük deneyi başladı. Ancak, Cenevre’de konuştuğumuz hemen herkesin kafası hálá karışık.


    BÜYÜK deney öncesi Cenevre’nin en çok satan gazetesi "Tribune de Geneve" ’CERN’in makinesi dünyayı değiştirecek’ manşetiyle yayınlandı. Tribune de Geneve gazetesine önceki gün konuşan CERN Direktörü Dr. Robert Aymar ise sakinliğini koruyor. LCH’nin gücüne ve keşif kabiliyetine güvendiğini vurgulayan Dr. Aymar, "Korkuyor musunuz?" sorusuna "Beş yılımı bu işe verdikten sonra gördüklerime dayanarak açıkça söylüyorum ki herhangi bir şüphem yok. CERN’de çok değerli bir ekiple çalışıyoruz ve bu deneyin işe yarayacağını düşünüyorum" yanıtını verdi. Dr. Aymar, "LHC’de bir hata oluşur da hiç bir şey bulamazsanız ne olacak" sorusuna ise "LHC bizim dünyaya bakışımızı genişletmek üzere geliştirildi. İnsanlığın bilincini artıracak. Amacımız tek şey bulmak değil çünkü biz sadece bir şey aramıyoruz, birçok şey arıyoruz mutlaka bir şeyler bulacağız" dedi.

    Deney öncesi üniversite öğrencileriyle, burada yaşayan Türklerle, İsviçre ordusundan askerlerle konuştuk ve konuştuğumuz hemen herkesin kafasının son derece karışık olduğunu gördük. "Büyük deneyden korkuyor musunuz?" sorusuna verdikleri yanıtlar şöyle:

    Tesauri Claise Lise (60 yaşında-Cenevre doğumlu. 23 yıldır Cenevre-Versoix’da pansiyon işletiyor) Aslında anlatılanlara inanmak istemiyorum çünkü çok korkunç. Korkuyor muyum? Korkmuyorum. Fakat CERN’deki bilim insanları sonuçta iyi bir şeye ulaşacaklarını söylüyorlar. Atom da keşfedildiğinde heyecan vericiydi, mükemmel diye tanıtılmıştı. Ama atomu kullanarak geliştirilen atom bombası felaket getirdi. Bu deneyin sonucunda bulacakları madde ya da enerji iyi yollar için mi yoksa insanlığa zarar vermek için mi kullanılacak? Bu soru cevaplanmalı.

    Jaspal Mohammed (19 yaşında Cenevre Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okuyor) Çok korkmuyorum ama spekülasyonlar karşısında kafam karmakarışık. Kara deliklerin dünyayı yutacağı söyleniyor, bunun gerçekleşeceğine inanmıyorum hatta bilim insanlarının dünyaya bunu yapacaklarına inanmak istemiyorum.

    Joel Buntschu (24 yaşında İsviçre ordusunda asker.Zürih’te yaşıyor. Bilişim uzmanı) Deneyle değil sonucuyla ilgileniyorum. Sonucu tabii ki bilmiyoruz ama heyecan veren de bu. Kara delik olasılığından çok korkmuyorum. Belki bu deneyle bilişimde ya da orduda işimize yarayacak yöntemler bulunur.

    İbrahim Akbaba (50 yaşında Makine Mühendisi, 28 yıldır Cenevre’de yaşıyor.Kebap İstanbul’un sahibi) Niye korku olsun ki, dünyada bütün kullandığımız araç gereçler, deneylerle elde edildi. İlahi bir güç değil. Bunu yapan insanlar, dünyayı ayakta tutan, sana bana yaşam kolaylığı sağlayan tüm aletleri bulan insanlar. El yordamıyla bir şey yapılmıyor, bilimsel bir deney bu.

    Mathiew Poncet
    (19 yaşında Cenevre Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar okuyor) CERN’dekilerin hepsi çılgın. Kara deliklerin açılacağını bile bile bu deneyi yapıyorlar. Daha yaşacak çok zamanım var. Bu insanların bizi öldürmesine izin verilmemeli.

    http://www.hurriyet.com.tr/dunya/986...id=0&oid=0&l=1
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
    Mustafa Kemal ATATÜRK






+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Etiketleri

Yer İmleri

Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız!
  • Mesajlara cevap veremezsiniz!
  • Eklenti gönderemezsiniz!
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz!