+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 2 sayfadan 2. sayfa İlkİlk 1 2
Gösterilen 6 ile 10 konu arasından toplam 10 konu bulundu.

Konu: AIDS nedir? Belirtileri Nelerdir?

  1. #6
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart



    TÜRKİYE’DE HIV/AIDS
    Tüm dünyada HIV/AIDS vakalarının hızla arttığı gözlenirken Türkiye’nin bu salgının dışında kalması beklenmemektedir. Ülkemizde ilk defa 1985 yılında bir AIDS vakası ve bir taşıyıcı olduğu bildirilmiş, daha sonra her yıl taşıyıcı ve AIDS vakalarının sayılarında giderek artma gözlenmiştir. Eldeki verilerin dikkatle incelenmesi ve analizlerin yapılması ülkemizde yaşanan epideminin türü hakkında bilgi verebilecektir.

    Ülkemizde Aralık 2000 T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1141 HIV/AIDS vakası vardır. Bunların 364’ü AIDS basamağına ulaşmış, 777 kişi ise taşıyıcıdır. Ancak özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda kişilerin sağlık kurumlarına yeterli başvurularının olmamaları, kayıt sistemlerinin yeterli çalışmaması, bu sayının gerçekleri yansıtmadığını düşündürmektedir.

    TÜRKİYE’DE HIV/AIDS VAKALARININ YILLARA GÖRE DAĞILIMI
    (ARALIK 2000 Sağlık Bakanlığı)

    YILLAR VAKA TAŞIYICI TOPLAM
    1985 1 1 2
    1986 2 3 5
    1987 7 27 34
    1988 9 26 35
    1989 11 20 31
    1990 14 19 33
    1991 17 21 38
    1992 28 36 64
    1993 29 45 74
    1994 34 52 86
    1995 34 57 91
    1996 37 82 119
    1997 38 105 143
    1998 29 80 109
    1999 28 91 119
    2000 46 112 158
    TOPLAM 364 777 1141
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  2. #7
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    Türkiye’de en sık 20-49 yaş arası HIV/AIDS vakalarına rastlanmaktadır ve erkeklere %71.3, kadınlara % 28.7 oranında rastlanmaktadır.

    Bulaşma yollarına ve cinsiyete göre HIV/AIDS vakalarının dağılımı
    (Aralık 2000 Sağlık Bakanlığı)

    BULAŞMA YOLU ERKEK KADIN TOPLAM
    Heteroseksüel cinsel temas 320 241 561
    Iv madde bağımlıları 89 5 94
    Homo/biseksüel cinsel temas 93 0 93
    Transfüzyon alanlar 24 14 38
    İnfekte anneden bebeğe geçiş 8 6 14
    Hemofili hastaları 9 1 10
    Nozokomial bulaşma 4 1 5
    Homo/biseksüel cinsel temas+iv madde bağımlıları 5 0 5
    Bilinmeyenler 262 59 321
    TOPLAM 814 327 1141

    AİDS’ DEN KORUNMA
    HIV/AIDS’de henüz tam kür elde edilebilecek tedavinin olmayışı ve aşı çalışmalarının da devam etmesi nedeni ile epideminin kontrolünün zor olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca yaşam kalitesini artırıp, yaşam süresini uzatan tedavilerin ve fırsatçı enfeksiyonların profilaksisinde ve tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkilerinin fazla olması, kullanım güçlükleri ve yüksek maliyetli olması erken dönemde HIV/AIDS’e özel bir önemin verilmesini ve hastalıkla ilgili eğitimlerin, bilgilendirmelerin hızla yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

    Korunma, virüsün cinsel yolla, kan yolu ile ve anneden bebeğe geçişi önleme esasına dayanmaktadır.

    Cinsel yolla bulaşa karşı korunma:
    En sık bulaşma yolu cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır. Cinsel aktiviteden tamamen kaçınarak veya enfekte olmayan partnerle monogamik bir ilişki sürdürülerek kesin olarak HIV infeksiyonunun bulaşması önlenebilmektedir. Cinsel temas sırasında prezervatif (kondom, kılıf) kullanılmasının koruyuculuğu, kondomun lateks olması, doğru ve devamlı kullanılması, yırtık veya delik olmaması kaydıyla ispatlanmıştır.

    HIV/AIDS’in cinsel yolla bulaşmasını engellemeye yönelik önlemler aslında cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara karşı korunmada da etkili olan yöntemlerdir. HIV/AIDS’e karşı korunmada önerilen lateks kondomlar aynı zamanda sifiliz, gonore, genital herpes virüs enfeksiyonları, hepatiti B gibi hastalıklardan da korunmayı sağlamaktadır. Araştırmalar göstermektedir ki cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların önleminin alınması HIV/AIDS’den korunma yönünden de önem teşkil etmektedir.

    Kan ve kan ürünleri ile bulaşmaya karşı korunma:
    1985 yılında antikor testlerinin bulunması ile kan ve kan ürünleri hastaya verilmeden önce HIV yönünden taranmaya başlamıştır. Bu bir yasal zorunluluk olup, 1987 yılından beri de ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Damar içi madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, ortak enjektör kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaşma riskini azaltmaktadır. Bazı Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde devlet tarafından temiz enjektör dağıtım programları uygulanmakta ve önemli ölçüde başarı sağlandığı bildirilmektedir. Gelişmiş ülkelerde enjektör paylaşımının azaldığı, steril iğne alınışında ve iğne temizleme işlemlerinde artma gözlendiği saptanmaktadır.

    Anneden bebeğe geçiş için korunma:
    Anneden bebeğe geçişte önemli olan HIV prevalansı yüksek olan bölgelerde doğurganlık yaşındaki ve HIV enfeksiyon riski belirlenmiş olan kadınlara tüm bulaşma yollarını öğretebilmektir. Eğer kadın HIV pozitif ise doğum kontrol yöntemleri öğretilmeye çalışılmaktadır. Buna rağmen gebe kalan HIV pozitif kadınlara erken dönemde kürtaj yapılması pek çok ülke tarafından kabul edilmektedir. Eğer anne adayı bebeği doğurmakta ısrarlı ise gebeliğin son trimestrında anneye, doğumdan sonra da bebeğe antiretroviral tedavi başlanmakta ve hasta yakın takibe alınmaktadır.

    Anne sütü ile virüsün geçişi gösterildiğinden annenin bebeği emzirmemesi önerilmektedir.

    Sağlık personelinin korunması:
    Sağlık personeli hastanın hikayesi ve fizik muayene ile enfekte hastaları ayırt edemediklerinden tüm hastaların kan ve diğer vücut sıvılarını potansiyel enfekte kabul ederek üniversal önlemlere uyarak çalışmalıdırlar. Hastalara uygulanan tüm invaziv işlemler sırasında eldiven mutlaka kullanılmalı, işlem bittikten sonra eldiven değiştirilmeli ve eldivenler çıkartıldıktan sonra eller hemen sabun ve su ile yıkanmalıdır.

    Eğer eller veya diğer cilt yüzeyleri hastanın kanı ya da diğer vücut sıvıları ile kantamine olursa derhal su ve sabunla yıkanmalıdır. İğne batmasını engellemek için iğneler kullanıldıktan sonra plastik kılıfları tekrar takılmamalı, iğneler enjektörden çıkartılmamalı, eğilip bükülmemelidir. Yapılan bir işlem sırasında kan veya diğer vücut sıvılarının sıçrama olasılığı söz konusu ise ağız, burun ve gözleri korumak amacı ile maske ve gözlük takılmalı, diğer vücut yüzeylerine bulaşmayı önlemek için koruyucu önlük giyilmelidir.

    Ülkemizde henüz sayıları binlerle ifade edilen HIV/AIDS vakaları için, hasta sayıları milyonları bulan ülkelerden örnek alarak korunmayı öğrenmek, öğretmek ve davranış değişikliğinde bulunulmasını sağlamak hepimizin görevi olmalıdır. En önemlisi de HIV enfekte kişileri toplumdan dışlamadan hep beraber elele vererek yaşamalıyız ki, bu hastalığa karşı mücadele edebilelim.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  3. #8
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    HIV’ İN YAPISI
    Yapı olarak HIV basitlik göstermektedir. Viral kılıf genetik yapıyla birlikte eşlemede kullanılan protease (p9), reverse transkriptaz & RNAse (p66) ve integrase gibi enzimleri ve proteinleride içinde bulundurur. Bu materyal yapısal proteinlerden (p24) oluşan ve capsid adı verilen tek katmanlı bir tabaka içinde tutulur. Bu katmanın çevresinde ek yapısal proteinlerden (p17) oluşan bir matrix protein membranı bulunur. Virüsün en dışında yukarıda saydığımız tüm yapısal elementleri bir kılıf gibi kaplayan ve enfekte edilen hücrelerden (genellikle bağışıklık sistemi hücreleri T-Lemfosit, makrofaj) alınan yağsı maddelerden oluşmuş bir viral zarf bulunur. Lipid membranın üstünden dışarı doğru fırlamış sayısız zarf glikoprotein (gp160) başları mevcuttur. Bu uçlar virüsün enfekte edeceği hücreye çeşitli hücre yüzey reseptörleri ile bağlanma işlemini kolaylaştırır.

    Zarf likoproteinleri iki ayrı parçadan oluşur. Yüzey glikoproteinleri (SU) , gp120 olarak gösterilir ve transmembran glikoproteinleri (TM) , gp41 olarak gösterilir. Bu numaralar proteinlerin dalton cinsinden yaklaşık atomik ağırlıklarını saptamak için önemlidir. Bu iki sayının toplamı (120+41) aşağı yukarı 160 daltona eşittir. Buda birleştirilmiş iki zarf glikoproteinin gp160 olarak gösterimi demektir.

    Aşağıdaki şekli incelerseniz virüsün yapısı hakkında görsel olarak bilgiler edinebilirsiniz.

    HIV’ IN GENETİK YAPISI

    Gen/Protein Düzenlilik Açıklama/Fonksiyon
    env Yapısal Dış protein yüzeyi gp160'ı kodlar. env proteinin sayısı beyinde kandakinden farklıdır.
    gag Yapısal İç proteinleri şifreler. 53 kilo dalton ölçüsünde haberci proteinleri yapar. Bu proteinler parçalanarak asıl proteinleri oluşturur.
    pol Yapısal HIV'in yapısının özünü şifreler (p7, p9 ve RNA revers transktiptaz enzimi)
    tat Pozitif Düzenlilik Viral protein oluşumunun bin kat daha hızlı olmasını sağlar. 88 amino asit uzunluğunda bir proteindir. Virüsün kendini eşlemesi sırasında aktivatör rolü oynar.
    nef Negatif ve Pozitif Negatif Düzenlilik faktörü olarak adlandırılır. 27 kilo dalton protein üretir. Oluşan provirüslerin fazla HIV proteini içermesini engeller. Cytoplasm olarak adlandırılan yapı içerisinde bulunur.
    rev Negatif Pozitif Genetik bir kapı rolü oynar. Çekirdek yapı içine yerleşmiştir. RNA bozulmasını önler. Eşleme sırasında hücreye aktarılan genetik kodda yeteri kadar protein olmasını sağlar.
    vpr Zayıf ve Pozitif Esas fonksiyonu bilinmemektedir.
    vpu Negatif U viral proteinini şifreler. HIV-2'de görülmemiştir. Ayrıca zarf protein adı verilen protein tipinin oluşumunda rol oynar.
    vif Bulaştırıcı HIV'in bulaşma oranını hızlandırır. Cytoplasm'da bulunur.
    tnv/tev Pozitif ve Negatif Fizyon proteinidir. tat ve rev proteinlerinin tüm fonksiyonel kapasitelerine sahiptir.
    tar   Trans Activating Response Sequence, TAT proteinine yanıt veren yapı dizisi
    rre   REV Responsive Element, REV proteinine yanıt veren element
    car  CRS yi göz ardı ederek REVb protienine yanıt veren RNA yapı dizisi
    crs   CAR ve REV proteini içerisinde mevcut genetik bilgilerin gizli tutulmasını sağlar.
    ltr   HIV genetik yapısının aynı dizide sürekli tekrar eden yapısıdır. Bu parça içerisinde RNA senetezini başlamasını düzenleyen bir dizi yapı bulunur. Hücre tipine göre bu dizi ve düzenleyici proteinler ve sahip oldukları fonksiyonlar değişiklik göstermektedir.

    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  4. #9
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    HIV VÜCUDU NASIL ETKİLER?
    AIDS'e neden olan virüs ilk defa 1983 yılında Dr.Luc Montagnier tarafından kaydedilmiş daha sonra Paris Pasteur Enstitüsündeki bilim adamları tarafından izlenmeye devam edilmiştir.Enstitü araştırmacıları virüse Lymphadenopathy-AssociatedVirüs (LAV) adını vermişlerdir.Çünkü bilim adamları virüse bir hastanın lenf düğümlerinde rastlamışlardı. Bu araştırmalarla aynı zamanlarda, başka bir yerde Dr.Robert Gallo ve meslekdaşları Ulusal Kanser Enstitüsü'nde yaptıkları araştırmalarda AIDS virüsünün izine rastladılar.Dr.Gallo ve meslekdaşları virüse Human T-Cell Lymphotropic Virüs III (HTLV-III) adını verdiler.Gallo ve personeli yeni tanımladıkları bu virüse benzeyen diğer virüsleride ayırarak ayrılan virüsler HTLV-I ve HTLV-II isimlerini verdiler.Yeni tanımlanan bu virüsün etiketlenmesinden sonra Uluslararası Virüs Sınıflandırma Komitesi (International Commite on The Taxonomy of Viruses) virüsün adını Human Immuno Deficiency Virüs HIV olarak belirledi. Halen tıbbi topluluklar virüsün tanımlanmasında bu ismi kullanmaktadır.

    HIV diğer virüslerden çok farklıdır.HIV virüsü retrovirüsler olarak bilinen özel bir aileye mensuptur. Retrovirüslerde diğer virüsler gibi sıkıca paketlenmiş bir genetik yapıya ve protein kılıfına sahiptir. Retrovirüsler genetik bilgilerini Deoxiribonukleikasit DNA yerine Ribunükleikasit RNA larında saklarlar. Retrovirüsler kendilerini eşlemek, yani viral RNA larından yeni bir DNA oluşturmak için "reverse transcriptase" adı verilen bir enzimi kullanırlar.Yani oluşturulan DNA virüsün etkilemek istediği hücrenin DNA’sıyla birleşir.Virüsün oluşturduğu DNA ile birleşen hücre DNA'sı provirüs olarak adlandırılır.




    Yukarıdaki şekilde hücre RNA'sının (RU5-U3R) konak hücreyle (LTR) birleşerek provirüsü (U3RU5LTR) oluşturması gösterilmektedir. Provirüs hücrenin genetik yapısının tamamını kendi kendini sürekli yenilemek için kullanır. Bu durumda retrovirüsler diğer virüslerde olduğu gibi yeni virüsler oluşturabilmek için gerekli mekanizmayı bulaştıkları hücreden temin ederler. HIV virüsünün ilk hedefi T-4 yardımcı hücresi (AKYUVAR) adı verilen beyaz kan hücreleridir. Akyuvarların görevi bağışıklık sistemini yöneterek istenmeyen organizmalara karşı vücudu korumaktır. HIV virüsü vücuda herhangi bir şerkilde bulaştıktan sonra, eğer hemen aktifleşirse, akyuvar hücrelerine saldırır ve hücrenin içine girer. Hücrenin içine girmesiyle birlikte akyuvar hücresinin genetik maddesini kullanarak kendini eşlemeye ve çoğalmaya başlar. Yeni virüs partikülleri kendilerini kan akıntısına bırakarak enfekte edecek yeni akyuvar hücreleri aramaya başlarlar.Bir akyuvar hücresinin içinde HIV bulunması bu hücrenin görevini kısmen yada tamamen yapamaması anlamına gelmektedir. Akyuvar sayısının azalması vücut bağışıklık sisteminin normal zamanda kolayca başedebileceği enfeksiyonlarla artık başedemeyecek duruma gelmesi demektir. Bu fırsatçı enfeksiyonlarla ilgili komplikasyonlar kişinin ölümüne neden olabilmektedir.

    Beyaz kan hücrelerinin diğer bir çeşidi olan makrofajlarda AIDS virüsü tarafından enfekte edilebilir. Makrofaj hücreleri kan dolaşım sisteminin dışında kalan bölgelerde mevcut olan organizmalarla savaşırlar. Makrofaj hücreleri beyine dahi taşınabilirler. HIV virüsü makrofaj hücrelerini kullanarak beyine girdiğinde glial hücrelerine saldırır. Bu hücreler sinir sistemi için yapısal destek ve izolasyon sağlayan hücrelerdir. Eğer virüs bu hücrelerin büyük bir kısmını yok ederse, kişinin akıl ve düşünme fonksiyonları tekrar onarılamıyacak bir hal alır. HIV virüsü hakkında açıklamalar kişiden kişiye farklılık göstermektedir.Çünkü enfeksiyonların sınırı insanların yakalandığı mantarsal, bakteriyel ve viral hastalıklarla birlikte çok geniştir.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  5. #10
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    HIV’İN REPLİKASYONU
    Human Immuno Deficiency Virus HIV , kendini yalnızca tek işe adamış başarılı bir organizmadır : ÇOĞALMAK ; HIV bu konuda bir uzmandır. Ortalama enfekte olmuş bir insanda her gün bir milyonun üzerinde yeni virüsler üretilmektedir. Her virüs parçacığı yaklaşık 1.6 günlük bir hayat döngüsüne sahiptir.

    Bu kısa ömürlü viral kopyaların üretimi HIV'in sıradışı üreme hızını ve oluşturduğu viral kopyalardan yeni virüsler oluşturma oranını yansıtmaktadır.

    Yukarıdaki hız ve oranlar virüsün tedavisinin ne kadar güç olduğunu gösteren birçok nedenden sadece biridir.



    TEDAVİ YOLLARI
    Yapılan çalışmaların birçoğunda ve antiviral terapilerde AIDS için bir ilaç olmadığı görülmüştür. İlaç terapileride sonuç vermesine rağmen bıraktığı problemli yan etkiler, uygunluk ve fiyat bakımından tercih edilemez hal almaktadır. Üstelik bu ilaçların 2005 yılına kadar %90 oranında AIDS'li bulunduracağı tahmin edilen gelişen ülkelerde bulunması çok zor olacaktır.Bu nedenlerden dolayı, araştırmalar HIV enfeksiyonunu engelleyebilecek aşılar üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştır.Bu çalışmalar dünya çapında gerçekleşmektedir. AVEG (AIDS Vaccine Evaluation Group) AIDS Aşı Tespit Grubu HIV-1 aşısına aday olarak gösterilen faz I ve II açıları üzerinde çalışmaktadır.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Etiketleri

Yer İmleri

Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız!
  • Mesajlara cevap veremezsiniz!
  • Eklenti gönderemezsiniz!
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz!