Teleskoplar insan gözünden daha fazla ışık toplayabilen araçlardır. Daha ışık daha iyi görme, daha fazla ayrıntıyı yakalayabilme, daha uzağı seçebilme demektir. Temelde 2 tip optik teleskop vardır: Işığı mercekler aracılığı ile toplayıp bir noktaya odaklayan 'mercekli teleskoplar'. Aynı işlemi bir çukur ayna aracılığı ile yaparak ışığı bir noktaya odaklayan 'aynalı teleskoplar'. Galileo'nun teleskopu mercekli, Newton'un teleskopu ise aynalı türden idi.



Mercek kullanılarak yapılan teleskoplarda yıldız veya gökcisminin görüntüsü odak noktasında oluşur. Bu yoğunlaşmış görüntüyü gözümüze ulaştırmak ve bir miktar büyütmek için de 'göz merceği' denilen ikinci bir mercekli sistem vardır. Mercekli teleskoplar, farklı renkleri farklı noktalarda odaklarlar. Bu bozulma kısmen düzeltilebilirse de, belli bir ölçünün üzerinde mercekler yapmanın pratik güçlükleri vardır. Dünya gözlemevlerindeki büyük teleskoplar daha çok aynalıdırlar. Teleskopların başlıca işlevleri, görüntüyü daha parlak hale getirmek, daha fazla ayrıntıyı görünür hale getirmek ve büyütmek olarak özetlenebilir. Büyük mercekler veya aynalar daha geniş alanları nedeni ile daha fazla ışığı bir araya getirir, daha parlak görüntü sağlar. Daha geniş çapı olan bir merceğin çözme gücü de daha fazladır. Çözme gücüne Açısal Ayrılabilirlik denir ve ışığın dalga boyunun teleskop çapına oranı ile belirlenir. Çap büyüdükçe görülebilen ayrıntı de artar. Teleskopun büyütmesi ise, mercek veya ayna odak uzaklığının göz merceği odak uzaklığına oranı ile ile belirlenir. Ancak, görüntüyü belli bir sınırın üzerinde büyütmek olanaksızdır.



Aynalı teleskopların, kullandıkları geometrik ayrıntılar bakımından bir kaç türü vardır. Bunların en yaygın 4 şekli sırasıyla; Newton türü odağı olanlar, Birincil odağı (yansıtmasız) olanlar, Cassegrain türü odağı olanlar, Coude (hareketsiz) odağı olanlardır. Newton türü teleskoplar amatör astronomlar arasında çok popülerdir. Araştırma teleskopları daha çok diğer 3 türden olanlardır. Birincil odağı olanlar, büyük yapılardır. Astronomun odağa girmesi, ayarlama ve kayıt sistemlerini orada ayarlaması gerekir. Bu amaçla, odak civarına bir kafes yapılır. Cassegrain türü teleskoplarda aynanın ortasından bir delik delinmiş ve ikincil bir ayna ile görüntü bu delikten dışarıya alınmıştır. Ağır fakat sıkı paketlenmiş küçük boyutlu gözlem araçları, teleskopun dengesini bozmadan buraya yerleştirilebilir. Büyük boyutlu ve teleskopa takılamayacak ağır ekipmanlar için düşünülen Coude odaklı sistemlerde, teleskopa düşen ışık bir dizi dirsekli yansıma ile teleskopta sabit duran aletlere ulaştırılır. Amatör ve rofesyonellerin çok kullandıkları bir başka tür teleskop daha vardır: Schmidt türü teleskop. Bu tür teleskoplarda ayna küreseldir. Aslında küresel ayna ışığı iyi odaklayamaz. Ancak, kullanılan bir düzeltici cam plaka ile bu giderilir. Burada ışık; küresel bozulmayı giderecek ve bütün ışığın odakta toplanmasına yetecek kadar kırılır. Düzeltme plakası geniş bir gökyüzü bölgesinden görüntü almayı sağlar. Böylece, az sayıda poz alarak, geniş bölgeler, oldukça iyi bir büyütme ile fotoğraflanabilir. Schmidt teleskopların en önemli kullanım alanı da gökyüzü fotoğraflamasıdır.



1980'lere kadar, ayna yapım teknolojilerindeki sınırlamalar nedeni ile 5-6 metre civarındaki ayna çapı sınırı aşılamamıştı. Bilgisayar ve malzeme teknolojilerindeki gelişmeler bu sınırın aşılmasına olanak vermiştir. Yeni teleskop tasarımlarında ayna çapı sınırı da aşılmıştır. Teleskop ayna çapları 10 metreye ulaşmıştır. Bu aynalar tek bir parçadan değil bilgisayar kontrollü olarak yönlendirilebilen, genellikle altıgen parçalardan yapılmıştır. Bu parçalı optik diye isimlendirilen uygulamaya da olanak vermekte, tek bir büyük aynanın parçaları olacak şekilde ayarlanan altıgen parçalar, atmosferdeki, bozucu etkilere karşı da aynı sistem içinde düzeltilebilmektedirler. Bu türden ilk teleskop olan Keck-1 ABD'nin Hawai adasında 1995'te tamamlanmıştır. Türkiye'de 1995'e kadar en büyük optik teleskop, Ege Üniversitesi Rasathanesindeki 60 cm çaplı aynalı teleskoptu. Diğer bazı üniversitelerimizde de buna yakın veya daha küçük çaplı teleskoplar vardı. Bu tarihte TÜBİTAK'ın girişimi ile 150 cm çapında bir teleskopa sahip olan Ulusal Gözlemevi Enstitüsü kuruldu. Ulusal Gözlemevi'nin, uzunca bir yer arama çalışması sonunda, Antalya'nın batısındaki Bey Dağları üzerinde 2500 metre yükseklikteki Bakırlıtepe'ye kurulmasına karar verildi. Gözlemevi açılışı Eylül 1997'de yapıldı. Türk astronomlar da dünya bilimine katkı yarışına bu yeni ve iyi donanımlı teleskopları ile katılacaklardır.



Teleskopla gözlemler çıplak göze kıyasla gökyüzünü inceleme ve anlamada çok yardımcı olmuştur. Ancak, atmosfer ışığa geçirgen olmakla birlikte, içindeki su buharı, toz, duman vs..., görme koşullarını olumsuz şekilde engeller.

Atmosferdeki hava akımları, sıcaklık farkları, yeryüzünde özellikle büyük şehirlerde giderek artan ışık kirlenmesi olayları, yeryüzünden gözlemleri sınırlamaktadır. Atmosferin etkilerinden bütünü ile kurtularak yapılacak gözlemlerin değeri eskiden beri bilinmektedir. Bu hedefe 1990 yılında yörüngesine yerleştirilen Hubble Uzay Teleskopu ile ulaşılmıştır. Bu teleskop, ulaştığı çözümleme gücü ve görüntülerindeki temizlik ile, astronominin her dalında yeni dönemler başlatmıştır.

Görebildiğimiz Evren'in boyutlarını 4-5 kez büyütmüş olan Hubble Uzay Teleskopunu takiben ikinci kuşak ve daha gelişmiş bir uzay teleskopunun hazırlıklarına başlanmıştır. Yeryüzünde mevcut optik teleskopların gücünü arttırma yönünde de çalışmalar sürmektedir.

kaynak