+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 4 sayfadan 1. sayfa 1 2 3 4 SonuncuSonuncu
Gösterilen 1 ile 5 konu arasından toplam 19 konu bulundu.

Konu: Stres

  1. #1
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart Stres



    Günlük yaşamda ve bilimsel literatürde çok kullanılan bir kavram olan stres, genellikle bireyin kapasitesini zorlayan olumsuz bir durumdur. Burada genellikle denilmesinin nedeni belirli bir düzeydeki stresin, bireyin etkili motivasyonu için gerekliliğinden ve varoluşun önemli bir özelliği oluşundandır. Ancak bu stres düzeyinin toleransı, bireyden bireye de değişiklik göstermektedir.

    Toplumsal, ekonomik ve sosyal yönden hızlı değişikliklerin yaşandığı günümüzde stres; günlük hayatımıza daha çok girmekte ve gerek ruhsal gerekse fizyolojik sağlık yönünden bireyleri etkilemektedir. Stresin bu tür etkilerinin yaygın olması da bireyleri; stresin ne olduğu, hangi koşullarda ortaya çıktığı ve ne tür sonuçlara neden olduğu gibi konularda araştırmalara yöneltmiştir.

    Yapılan çalışmalara bakıldığında özellikle stresten kaynaklanan bazı duygusal, davranışsal ve fizyolojik belirtiler vurgulanmaktadır. Duygusal belirtiler olarak kaygı, kızgınlık, depresyon, düşünce karmaşıklığı ve benlik algısında azalma; davranışsal belirtiler olarak saldırganlık, absesyonlar, madde bağımlılığı, uykusuzluk, ilişkilerden kaçınma; fizyolojik belirtiler olarak da alerjiler, anjin, astım, bel ağrısı,kanser, kalp-damar hastalıkları, diyabet, ishal, hipertansiyon, rnigren,kas gerilmeleri ve ülser gibi hastalıklar belirtilmektedir (Palmer1996) Stres kavramının sözlük anlamı zorlanma, gerilme, baskı olarak geçerken, 17. Yy.' da felaket, bela, dert, keder gibi anlamda, 18. ve 19. y.y 'larda ise güç, baskı ve zor gibi anlamlarda kullanılmıştır (Baltaş ve Baltaş 1997). Gençtan (1987) 'stres' kavramını 'zorlanma' olarak kullanmakta; istenilen bir amaca doğru yol alırken bir engellenme durumu olarak tanımlamaktadır. Baltaş ve Baltaş stresi, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan bir durum olarak tanımlamaktadır. Kavramın Türkçe karşılığı olarak zaman zaman 'zorlanma' kullanılsa da genellikle bu kelime çok yaygın olarak kullanılmamakta 'stres' terimi iletişim kolaylığı açısından daha çok tercih edilmektedir.

    Stres kavramının psikoloji alanında kullanılmasına ve araştırmalar yapılmasına 1950'li yıllarda başlanmıştır. Bazı araştırmacılar stresi dışsal uyancı olarak ele alırken, bazları da rahatsız edici tepkiler olarak tanımlamışlardır (Weitz 1970). Son zamanlarda en çok kabul edilen, Lazarus ve Folkrnan'in ileri sürdüğü etkileşim teorisi ile stresi; talepler ve kaynaklar arasındaki dengesizliğin sonucu ortaya çıkan durum olarak tanımlamaktadır(Akt.Palmer 1996).
    Stresin dışsal uyarıcı olarak ele alınmasında araştırmacılar, stresi ortaya çıkaran koşullan .belirlemeye ve bazı yaşam olaylarının kültürden kültüre değişen stres yüklerini sıralamaya çalışmışlardır. Ayrıca stresli koşulların, tehlikeli ya da tehdit edici olarak algılanmasında kişilik özelliklerinin ve baş etme yeteneklerinin önemli olduğunu da belirtmişlerdir (Lazarus 1976).
    Baş etmenin genel olarak algılanan tehdidi yada problemi hafifletme amacının olduğu kabul edilse baş etme davranışı bir süreçtir. ve bütün stres tanımları 4 süreci içermektedir (Lazarus 1993).

    1. Stres kaynağı olarak tanımlanan içsel yada dışsal bir ajan
    2. stres durumunun zihin yada fizyolojik sistem tarafından değerlendirilmesi
    3. stresli taleplerle ilgili olarak zihin tarafından oluşturulan başa çıkma süreçleri
    4. sıklıkla stres tepkisi olarak tanımlanan zihin ve bedensel etkilerin karmaşık yapı göstermesi

    Folkman ve Lazarus (1988), stres ve başa çıkma arasındaki ilişkinin sürekli olduğunu ve stresin başa çıkmaya neden olduğunu belirtmektedir.
    Folkman (1984) tarafından başa çıkma; stresli etkileşim yoluyla yaratılan içsel dışsal istekleri kontrol etmek yada azaltmak için yapılan bilişsel yada davranışsal çabalar olarak tanımlanmaktadır.

    Başa çıkma çabaları, bireyin davranışları ile çevresel talepler arasında bir aracıdır ve strese karşı onun etkilerini en aza indirmede bir tampon görevi göstermektedir. Başa çıkma stratejileri ya durum üzerinde doğrudan etki göstererek (problem odaklı başa çıkma) yada duygusal tepkiler yöneterek (duygusal odaklı başa çıkma) işlev göstermektedir. (Siu ve Watkins, 1997 ) Ancak probleme yönelik baş etme stratejilerinin daha uyumlu, kişiyi daha çok geliştirici; duygulara yönelik stratejilerinin ise uyumsuz, savunucu ve gelişimi engelleyici olduğuna ilişkin yaygın bir görüş bulunmaktadır.

    Stresli bir durum karsısında kullanılan başa çıkma stratejilerinde farklılık görüldüğü gibi bireyin yaşamında stres yaratan kaynaklarda farklılık göstermektedir. Sailer ve arkadaşları (1982), bireyin zorunlu yaşantılar geçirmesine neden olan stres kaynaklarını ailesel, kişisel, sosyal, çevresel ve işle ilgili olmak üzere 5 alan olarak belirlemişlerdir( Akt. Ertekin 1993).
    Belirtilen stres kaynaklarından işle ilgili olanlar en az diğerleri kadar insan hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Birey, genç yetişkinlikten emeklilik çağına kadar olan yaşamının büyük bir bölümünü, seçtiği mesleği yapmak üzere iş yaşamında geçirmektedir. Bu nedenle bireyin meslek yaşamındaki mutsuzluğu onun hayat alanlarını da etkileyebilmektedir. Bazı işler bireyde daha çok stres yaratırken bazıları ise daha düşük seviyede strese neden olmaktadır. Çalışma alanı insan hayatı olan sağlık alanında da stresin çalışanlar üzerindeki etkisi kuşkusuz büyüktür.

    Stres kaynaklarının diğer alanlarının bu bireyler üzerindeki etkisini düşünürsek, onlarda görülebilecek birçok tepkileri çeşitleyebiliriz. ( duygusal yorgunluk, sinirlilik, endişe,psikomatik hastalıklar...vb)

    Bu araştırmada da stres yaşantıları olduğu düşünülen sağlık çalışanlarının stresle bas etmek için gösterdikleri tepkiler çeşitli değişkenler acısından incelenmiştir.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  2. #2
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    Tanımlar

    Bu çalışmada adı geçen kavramlar aşağıda tanımlanmıştır:
    Stresle başa çıkma: Kişinin başa çıkma kaynaklarını azaltan çevresi ile olan etkileşimi sonucu ortaya çıkan içsel ve dışsal istekleri yönelten bilişsel ve davranışsal çabalardır. ( Folkman, Lazarus, Gruen ve Delon 1986; Akt. Kahraman 1995).

    Problem çözme: Problem çözme davranışı geniş anlamda bireyin çeşitli seçeneklerini değerlendirip , kendisi ile özdeşleştirdiği ve bu seçeneklerden birini uygulama için seçtiği karmaşık bir süreç olarak tanımlanmaktadır. ( Philips ve ark. 1984; Akt. Kahraman 1995) Bu araştırma önerisinde Problem Çözme Alt Ölçeği’nden alınan puanla belirlenecektir.

    Sosyal destek arama: Bir davranış olarak bireyin çevresinden yardım istemesi ve yardımı kabul edebilmesidir. ( Cobb 1976; Akt. Kahraman 1995) Bu araştırma önerisinde Sosyal Destek Arama Alt Ölçeği’nden alınan puanla belirlenecektir.

    Kaçınma: Bireyin kendisini engelleyen veya tehdit eden yaşantılardan uzaklaşma isteği doğrultusunda gösterdiği yadsıma, geri çekilme, mantığa bürünme gibi psikolojik tepkilerle kendilerine edilen bir savunma tepkisidir. (Kahraman 1995) Bu araştırma önerisinde kaçınma, Başaçıkma Stratejisi Ölçeğinin Kaçınma Alt Ölçeğin’nden alınan puanla belirlenecektir.

    SINIRLILIKLAR
    Araştırma önerisinin sınırlılıkları şöyle belirlenmiştir:

    1. Araştırmada çalışacak bireyler SSK Ankara Çocuk Hastanesi’nde görev yapan doktor, hemşire, laborant ve hizmetlilerle sınırlı olduğundan araştırmada bulguları benzer niteliklere sahip yerlerde çalışan sağlık çalışanlarına genellenebilir.

    2. Araştırmada incelenecek olan stresle başa çıkma stratejileri Bahtiyar Eraslan’ın hazırladığı Başa Çıkma Stratejileri Ölçeğinin ölçtüğü maddelerle sınırlıdır.

    3. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu’nda yer alan yaş, cinsiyet, medeni durum, çalışma süresi, çalışılan birim, meslek grubu ve aylık gelir düzeyi değişkenleri ile sınırlıdır.

    STRES VE STRESLE BAŞA ÇIKMA İLE İLGİLİ KURAMSAL BİLGİLER VE ARAŞTIRMALAR

    Bu başlık altında önce stres hakkında genel görüşler, stresin şiddetine etki eden faktörler ve stresin vücuttaki etkileri üzerine bilgiler verilmektedir.

    A) STRES
    Stres kavramının tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Sözlük anlamı olarak stres 14. yüzyılda güçlük, sıkıntı, kötü talih anlamlarında; 17. yüzyılda felaket, bela dert, keder gibi anlamlarda kullanılmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda kavrama yüklenen anlam değişmiş güç, baskı, zor gibi anlamlarda durum ve objelere bağlı kişiye organa veya ruhsal yapıya yönelik zorlamalar olarak kullanılmıştır. Cannon stresi acil durum tepkisi olarak tanımlanmış ve temelinde “ biyolojik var oluş ve uyum” ihtiyacını görmüştür. Ona göre stres, organizmanın kendi yaşamını ve çevreye uyumunu tehdit eden bir uyarıcıya gösterdiği ver oluş değeri olan bir “savaş ya da kaçma” tepkisidir.

    Cannon, 1930’larda “homeostatis” terimi kullanarak sistemin kendi iç dengesindeki sürekliliği koruma özelliğinden söz etmiş; yaşamda gerekli olan dengeyi sürdürebilmek için kullanılan “geri bilim” süreçlerini belirlemiş ve incelemiştir. (Akt. Eraslan 2000)

    Stresin fizyolojisi üzerine önemli araştırmalarda bulunmuş olan Selye (1936) ise, stresli bir durumla karşılaşan bireyin vücudunda belirli değişiklikler olduğunu belirtmiş ve bu değişiklikleri “Genel Uyum Sendromu” adını verdiği üç süreçte açıklamıştır. ( Akt. Eraslan 2000) Bu üç aşamalı sürecin evreleri ise şunlardır:

    1. Alarm Tepkisi: Organizma, stres kaynakları ile karşılaştığında biyokimyasal değişiklikler göstermekte ve kendini korumaya hazırlanmaktadır.

    2. Direnç Dönemi: Stres kaynağının etkilerine rağmen uyum devam ediyorsa, bu dönem oluşmaktadır. Organizmanın alarm tepkileri hemen hemen kaybolmakta ve direnç normalin üstüne çıkmaktadır.

    3. Tükenme dönemi: Organizmanın uyum sağlamaya çalıştığı aynı stres vericiler, uzun süre devam ettiğinde uyum kaybolur. Alarm dönemindeki tepkiler tekrar görülür, ama artık değiştirilemez ve bireyde sistematik yıpranmalar ve ölüm meydana gelir.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  3. #3
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    Appley ve Trumbell (1967) insana stres tepkisini yaşatan kaynakları da üç grupta açıklamaktadır.

    Bunlar:
    1. Fiziksel Çevreden Kaynaklanan: Hava kirliliği, gürültü, fava kirliliği, radyasyon, toz, sıcaklık.

    2. İş Konusundan Kaynaklanan: Ağır iş, gece işi, çok hafif iş, zaman baskısı altında çalışma.

    3. Psiko-sosyal Özelliklerden Kaynaklanan:

    a) Günlük Stresler; günlük hayatın basit gerilimleridir. İhtiyaç karşılanmayınca, girişim engellenince stres ortaya çıkar.

    b) Gelişimsel stresler; gelişim basamaklarının sağlıklı ve başarılı bir şekilde yaşanmaması, olumsuz ve stres verici etkiler doğurur.

    c) Yaşam krizi şeklinde stresler; bunlar yaşama biçim verecek nitelikteki olaylardır. (( Örn. Ciddi hastalıklar, doğum, kaza...)

    Stres oluşturan faktörler psikolojik ( gerilim, çelişki, düş kırıklığı, korku), fizyolojik ( aşırı yorgunluk, bedensel arızalar, bulaşıcı hastalıklar) ve fakirlik, bilgisizlik gibi sosyal yapıya bağlı olabilmektedir. ( Öner 1997)
    Psikolojik stres koşulu olarak kabul edilen faktörler bireyin kendi iç dünyasından kaynaklandığı gibi çevresel faktörlere de bağlıdır. Bu faktörlerin çokluğu stresin şiddetini belirler. Bireyin iç dünyasına bağlı stres faktörleri, kişilik yapısı, yaşı, cinsiyeti, yaşam şartları ve çevre koşullarına göre değişebilmektedir. Bireyin istediği amacına ulaşamaması, düş kırıklığına neden olurken, bir veya daha fazla güdüsünün aynı anda doyurulması gereği çatışmaya neden olur. ( Öner 1997)

    Kişiyi zorlayan ya da varlığını tehdit eden stresin birey üzerindeki kısa süreli ve uzun süreli etkileri vardır. Gözbebeklerinin büyümesi, taşıkardi, hipertansiyon gibi fizyolojik tepkilerle beraber; endişe, karamsarlık, kızgınlık, unutkanlık gibi duygusal ve zihinsel tepkiler stresin kısa süreli etkilerini oluşturmaktadır. Stresli durumun yoğunluğunun ve sıklığının artarak devam etmesi sonucu bireyde görülen baş ağrısı, hipertansiyon , kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklarla beraber fobiler, kişilik bozuklukları, ruhsal hastalıklar ve uyku bozuklukları gibi sorunlar ise stresin uzun süreli etkilerinin sonuçlarıdır. ( Baltaş ve Baltaş 1997)

    Stresin bireyde ortaya çıkardığı kısa süreli etkileri kişiyi, tehdit edici duruma karşı hazırlandığında ve stres kaynağı ile mücadele etmek için güdülendiğinden bireyin hayatta kalması için yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu nedenle kısa süreli stres etkilerinin birey için olumlu bir yanı vardır. ( Cumhuriyet Gazetesi- Bilim Teknik Eki 1999;641) Diğer yandan küçük stres yaratıcı durumların birikmesi ve stres kaynağının uzun süre etkisini sürdürmesi sonucu oluşan ciddi hastalıklar ve bozukluklarla kendisini göstere uzun süreli etkiler bireyin sağlığını bozmakta ve ölüme kadar götürmektedir. Cox’un ( 1978) yaptığı bir araştırmada stresin birey üzerindeki etkileri ayrıntılı olarak belirtilmiştir. ( Akt. Eraslan 2000)

    1. Kişisel Etkiler: Huzursuzluk, saldırganlık, duyarsızlık, depresyon, yorgunluk, sinirlilik, suçluluk, utanç, karamsarlık, düşük öz saygı, yalnızlık, tehdit ve gerginliktir.

    2. Davranışsal Etkiler: Kaza eğilimi, ilaç alımı, duygusal patlamalar, aşırı yeme veya tat kaybı, aşırı alkol alımı veya sigara içme, heyecanlılık, tahrik edici davranışlar, az konuşma, sinirsel kahkahalar, hareketsiz kalamama, titreme.

    3.Bilişsel Etkiler: Karar verme ve konsantre olmada yetersizlik, sık unutkanlık, eleştiriye aşırı duyarlılık ve psikolojik engeller.

    4. Fizyolojik Etkiler: Kan ve idrarda zararlı maddeler ve kortikosteroid bulunması, kan şekerinin yükselmesi, kan basıncı ve kalp atışlarının artması, ağız kuruluğu ve terleme, göz bebeklerinin büyümesi, solunum güçlüğü, sıcak ve soğuk nöbetler, boğazda şişlikler, kol ve bacaklarda halsizlik, karıncalanma.

    5. Tıbbi Etkiler: Astım, adet görmeme, göğüs ve sırt ağrıları, koroner kalp hastalıkları, ishal, baş dönmesi, halsizlik, hazımsızlık, sık idrara çıkma, migren ve baş ağrıları, kabuslar, uykusuzluk, nevroz, psikoz, psikomatik bozukluklar, şeker hastalığı, ciltte görülen lekeler, ülser, cinsel isteksizlik ve güsüzlük.

    6. Organizasyonla İlgili Etkiler: Görev başında bulunmama, düşük endüstriyel ilişkiler ve verimsizlik, yüksek iş kazası ve düşük iş teslimi oranları, kötü iş ortamı, işinden memnuniyetsizlik ve nefret ortamı.

    Olumlu ve olumsuz özelliklerini içine alacak şekilde bütün görüşlerin sentezi olarak değerlendirilebilecek biyo-davranışsal yaklaşımda stres; organizmanın kendisi (biyopsikososyalyapısı) ve çevresi ( içsel ve dışsal) arasındaki diyalektik ilişkiye bağlı olarak ortaya çıkan ve belirli düzeyde olduğu sürece değişmeye ve gelişmeye yardımcı, aşırı olduğu durumlarda ise bireyin tüm biyolojik ve psikolojik kaynaklarını tüketen bir durum olarak değerlendirilmektedir.

    Araştırmacıların belirttikleri gibi belirli dozdaki stres kişinin gelişmesine ve değişmesine yardımcı olarak bireyi olumlu yönde etkilerken, aşırı stres ise bireyin sağlığını bozarak onu olumsuz yönde etkilemektedir. ( Goldberger ve Breznitz 1982; Schneidermann ve McCabe 1985; Akt. Eraslan 2000)

    Stresten uzak yaşam sürdürmek olanaksız olduğundan stresli bir yaşama rağmen sağlıklı olarak ayakta kalabilmek için, karşılaşılan sıkıntıların büyümeden ve bireyin varlığını tehdit etmeden etkili olarak baş etmek gerekmektedir.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  4. #4
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    B) STRESLE BAŞA ÇIKMA
    İnsanoğlunun biyopsikososyal bir varlık olarak varlığını sürdürmesi ve geliştirmesi için performans gösterdiği her alanda her an stresle karşılaşması mümkündür. Optimum düzeyden fazla olan stresle karşılaşmanın bireyin varlığını tehdit ettiği şimdiye kadar yapılan birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Bu nedenle stresle karşılaşan birey, ya stresle yaşamaya alışacak, ya da onun etkilerini azaltmak ihtiyacı hissedecektir. Birey, uzun süre stresin olumsuz etkileri ile yaşayamayacağından sağlığını korumak için onunla başa çıkmaya çalışacaktır. Endler ve Parker (1990) bireyin olumsuz stresli bir yaşantıyla karşılaştığında kullandığı başa çıkma stratejilerinin onun psikolojik ve fiziksel iyi oluşunda önemli bir rol oynadığını belirtmektedirler. Aynı şekilde Billings ve Moos (1984) başa çıkmanın stresli olaylar ve onların kakygı, depresyon ve somatik şikayetler gibi sonuçları arasında arabuluculuk, tampon görevi oynadığını belirtmişlerdir. Görüldüğü gibi stresle başa çıkma süreci, ruh ve beden sağlığını korumada üretici ve verimli bir yaşam sürdürmede önemli bir rol oynamaktadır.

    Başa çıkma kavramı Folkman’a (1984) göre stresli etkileşim tarafından yaratılan içsel ve dışsal istekleri kontrol etmek, azaltmak ya da tolere etmek için yapılan bilişsel ve davranışsal çabalar olarak tanımlanmıştır. Folkman ve Lazaruz (1988) bireyin çevresi ile sürekli ilişki içinde olduğunu ve bu ilişkide bireyle çevresi arasındaki rollerin sürekli değiştiğini sürekli vurgulamaktadırlar. Bu nedenle başa çıkma sürecinin de dinamik bir süreç olduğunu ve kişi ile çevresi arasındaki stresli etkileşimler sırasında değiştiğini vurgulamışlardır. (Akt. Türküm,1999) Görüldüğü gibi başa çıkma süreci stresli etkileşimler sırasında bazen bireyin kendisini kontrol etmesini bazen de çevresini düzenlemesini sağlayarak bireyle çevresi arasında arabuluculuk yapmaktadır.
    Schafer (1987), stresle başa çıkmanın kısa, orta ve uzun süreli amaçlarını belirlemiştir. (Akt. Eraslan,2000)

    Bu amaçlar:

    Kısa Süreli Amaçlar:
    • Stresin doğasını, nedenlerini ve etkilerini öğrenmek
    • Stresle daha etkili olarak başa çıkabilmek için gerekli kural ve teknikleri öğrenmek

    Orta Süreli Amaçlar:
    • Zarar verici stres nedenlerini öğrenmek
    • Stresin uyarıcı işaretlerini önceden görmek
    • Tampon görevini yerine getirecek etili bir yaşam biçimi geliştirmek
    • Olumlu stres yapıcıları algılamak
    • Duygusal ve bedensel stres tepkilerini kontrol etmek
    • Yaşamın gidişini düzenlemek
    • Gerektiğinde stresi harekete geçirmek
    • Stresin tırmanmasına yapısal olarak engel olmak

    Uzun süreli Amaçlar:
    • Yüksek düzeyde huzur bulmak
    • Sağlıklı ve düzenli yaşamak
    • Yaşamdan doyum sağlamak
    • En üst düzeyde verimlilik elde etmek
    • Yetenekleri geliştirme olanağı bulmak

    Görüldüğü gibi başa çıkma süreci, ilk aşamadan son aşamaya kadar yaşamın her alanında karşılaşılan stresin zararlı ve yıkıcı etkilerine karşı bireyin bedensel, zihinsel ve psikolojik sağlığını koruyarak, en üst düzeyde verimli olmasını ve yaşamdan doyum sağlamasını amaçlamaktadır.

    Stresle başa çıkma olgusu bir süreç olarak incelendiğinde, bireyin stres kaynağına ilişkin değerlendirmeler yaptığı görülmektedir. Folkman ve Lazarus (1988) başa çıkma kavramını ve sürecini açıklarken değerlendirme (appraisal) kavramından yararlanmışlardır. Geliştirmiş oldukları modelde,değer biçme, kişinin olası bir stres yaratıcı ile ilgili bilişsel yorumu olarak tanımlanmıştır. Başka bir açıdan değer biçme, kişinin iyilik hali için ortaya çıkan “şeylerin” anlamlılığını değerlendirmedir. ( Akt. Türküm 1999) Değerlendirme süreci, bireyin sağlığı ve iyi oluşu için içinde bulunduğu durumu değerlendirme etkinliklerinden oluşmaktadır. Birincil değerlendirme (primary appraisal) ve ikinci değerlendirme ( secondary appraisal) olmak üzere iki tür değerlendirmeden söz edilmektedir.

    Birincil değerlendirme, stresli durumun birey için be anlama geldiğinin değerlendirildiği aşamadır. Birincil değerlendirmeler olayın kişiyle ilgili olumlu özelliklerine sahip veya stresli olup olmadığı ile ilgilidir.( Akt. Burgess ve Haaga, 1998) Bu aşamada, stresli durum birey tarafından zarar veya kayıp, tehlike mücadeleye davet biçiminde değerlendirilebilmektedir. Kişi, herhangi bir organını kaybettiğinde ya da sakatlandığında benlik saygısında hasar olduğunda, arkadaşlığı bittiğinde yaşadığı olumsuz durumları zarar veya kayıp olarak değerlendirmektedir. Folkman ve Lazarus’a ( 1980,1985) göre karşılaşılan durumu zarar veya kayıp ya da tehlike olarak değerlendirenler öfke, korku veya gücenme gibi olumsuz duygular yaşadıklarından gerçek stres durumu ile karşı karşıyaydılar. Buna karşın stresin kaynağını mücadeleye davet olarak değerlendiren bireylerde ise olayı üstesinden gelme, kazanç, ve gelişme elde etme beklentileri vardır. (Akt. Uçman, 1990)

    Birincil değerlendirme; bireyin durumu kendisi için tehlikeli ya da tehlikesiz olarak değerlendirdiği aşamadır. Eğer birey, durumu tehlikesiz olarak değerlendirdi ise diğer aşamaya gerek duymayabilir. Eğer birey durumu tehlikeli olarak değerlendirirse, “Bu durum karşısında ne yapmalıyım?” sorusunu kendisine sorar ve ikincil değerlendirme aşamasına geçmiş olur.
    İkincil değerlendirme, bireyin algıladığı tehditle ilgili neler yapabileceğine ilişkin sahip olduğu potansiyel kaynakları değerlendirdiği süreçtir. (Carver, Weintraum ve Scheier 1989) Birey bu aşamada stresli durum karşısında stresle başa çıkma kaynaklarını değerlendirir. Folkman (1984), fiziksel kaynaklar, sosyal kaynaklar , psikolojik kaynaklar ve materyaller olmak üzere dört başa çıkma kaynağını belirlemiştir. Fiziksel kaynaklar, bireyin sağlığı, enerjisi, dayanma gücüdür. Sosyal kaynaklar, bireysel ve sosyal ilişkiler ve destek sistemi, elle tutulabilir yardımlar ve duygusal destektir. Psikolojik kaynaklar, ümit, problem çözme becerisi, benlik saygısı ve moraldir. Kaynaklar ise para, alet-araçlardır.

    Anlaşılacağı gibi bireyin karşılaştığı durumu ayrıntıları ile incelemesi ve sonucu hakkında bir karara varması, birincil değerlendirme aşamasında olmakta ve bu aşamanın sonunda verdiği kararla eylem planı yapması ikincil değerlendirme aşamasında olmaktadır. Birincil ve ikincil değerlendirme sadece bir öncelik ve sonralık sıralaması anlamına gelmez. Aynı zamanda değerlendirme görevlerinin boyutlarının farklılaştığını gösterir. Değerlendirme sürecinde bu aşamalar birbirini etkilemektedir.

    Duruma ilişkin değerlendirmeler başa çıkma tepkilerinin önemli belirleyicileridir. Lazarus (1990) değerlendirmelerin duygusal yaşantı üzerindeki etkilerine ilaveten başa çıkma sürecinde de aktif rol oynadığını ve başa çıkma tepkilerinin stresli durumun yarattığı olumsuz duyguları azaltmak amacı ile yapıldığından, dolaylı olarak duygusal sonuçları da etkilediğini belirtmiştir. (Akt. Burgess ve Haaga 1998) Bireyler stresli durumları değerlendirme sonuçlarına göre gerekli başa çıkma tepkilerinde bulunurlar. Birey içinde bulunduğu durumla ilgili değerlendirmelerini ve planlarını yaptıktan sonra sıra planlarını uygulama aşaması olan başa çıkma aşamasındadır.

    Başa çıkma teknikleri araştırmacılar tarafından farklı şekillerde sınıflandırılmıştır. Bu konuda önemli çalışmaları bulunan Lazarus ve Folkman başa çıkma tepkilerini problem odaklı ve duygu odaklı olmak üzere iki grupta toplamışlardır. Araştırmacılar, genel olarak değerlendirilen durumlarda kullanılma eğiliminde olduğunu belirtmişlerdir. ( Lazarus 1993, Folkman,Coyne 1996)

    Problem odaklı başa çıkma, başa çıkmayı gerektirecek rahatsızlığa neden olan problem ele alınıp çözümlenmeye çalışılır. Bu strateji daha aktif bir stratejidir ve duygusal uyarıcıların özelliklerine ilişkin doğru beklentilerin oluşmasını gerektiren, bilgi ve planlı eyleme giden mantıksal bir analiz içerir. Problem odaklı başa çıkma birey ve çevre ilişkilerindeki güçlüklerde problem çözme, karar verme veya doğrudan eylem yoluyla etkili olunabileceği kullanılır.

    Duygu odaklı başa çıkma ise; duygunun kontrol edilemeyeceğine, bu nedenle kabullenmesine karar verildiğinde kullanılır. Duygu odaklı başa çıkma, daha pasif bir stratejidir ve birey stres durumunun yarattığı olumsuz duyguları kontrol altına alıp olumlu bir yönde odaklaşmaya çalışır. (Folkman 1984;Lazarus 1993)

    Problem odaklı başa çıkma stres kaynağını değiştirmek için birşeyler yapmayı ya da sorunu çözmeyi amaçlarken, duygu odaklı başa çıkma ise stresli durumla ilgili olumsuz duyguları azaltmayı ya da yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Birçok araştırmacı Lazarus ve Folkman’in geliştirdiği başa çıkma tepkilerinden başka pek çok stratejinin stresli durumla başa çıkma konusunda işlevi olduğunu belirtmektedirler.

    Bu stratejiler aşağıda kısaca açıklanmıştır:
    • Aktif Başa çıkma: Stres yapıcıların olumsuz etkilerini azaltmak için doğrudan aktif başa çıkma süreçlerini uygulamayı içerir. Problem odaklı başa çıkma tepkisi ile benzerlik gösterir.

    • Planlama: Stres yapıcılarla en iyi şekilde nasıl başa çıkacağı ve hangi adımı atacağı hakkında düşünme ile ilgili aktif bir stratejidir.

    • Birbirleriyle rekabet eden etkinlikleri bastırma: Stresli bir durumla baş edebilmek için bireyin fenomenal alanını daraltıp diğer projeleri erteleyerek sadece stresli duruma odaklanmasıdır.

    • Soğukkanlı olarak başa çıkma: Hareket etmek için uygun fırsata kadar bekleme, kendini kontrol altına alma, vaktinden önce eylemde bulunmamadır. Aktif bir strateji olarak görünse de doğrudan eylemi içermediğinden pasif bir stratejidir.

    • Davranışsal olarak mücadele etmeme: Stres yapıcıların devam etmesini önleyici hiçbir girişimde bulunmamadır. Bu durum, genellikle birey, stresin etkileriyle daha az başa çıkacağını beklediğinde, çaresizlik hissettiğinde ortaya çıkar.

    • Olumlu yeniden değerlendirme: Stresli bir etkileşimi olumlu bir şekilde değerlendirerek stresin yarattığı olumsuz duyguları azaltma ve yönetmeyi içerir.

    • İnkar: Stresli olayların gerçekliğini görmezlikten gelme, durumun gerçekliğini reddetme çabalarıdır.

    • Kabul etme stratejisi: İnkarın tersi olarak stresli bir durumun gerçekliğini kabul ederek o durumla başa çıkmak için uygun davranışlarda bulunmak anlamında olduğundan bir başa çıkma tepkisidir.

    • Dine yönelme: Stresli durumu olumlu olarak değerlendirme ve gelişme için bir araç olarak ya da stres yapıcılarla aktif başa çıkma taktiği olarak duygusal destek sağlayabilmektir.

    • Ruhsal olarak Mücadele Etme: Şartların davranışsal olarak çabalamayı önlediği durumlarda bireyin stresli durum üzerinde odaklanmaktan çok başka alanlara yönelmektedir. Örneğin daha fazla uyuyup daha fazla TV izleyebilir.

    Önerilen başa çıkma stratejileri, ya stresli durum üzerinde odaklanarak çözüm aramayı, ya stresli durumun yarattığı olumsuz duyguları hafifletmeyi ya da stresli durumu görmezden gelerek bireyin fiziksel ve psikolojik sağlığını korumayı amaçlamaktadır.

    Başa çıkma stratejilerinin farklı sınıflandırmasını yapan araştırmacılardan biri de Amirkhan’dır. Amirkhan’ın başa çıkma stratejileri de üç grup altında toplanmaktadır.

    Bunlar:
    - Problem çözme
    - Sosyal destek arama
    - Kaçınma

    Amirkhan problem çözme stratejisinin stres yapıcılarının farkındalığından daha çok, onların yönlendirilmesini içerdiğini, kaçınma stratejisinin geri çekilmesinin bazı formlarını içeren duygusal odaklı stratejilerle benzerlik taşıdığını, sosyal destek arama stratejisinin ise insanlarla iletişim kurma, tavsiye alma gibi tepkileri içerdiğini belirtmiştir.

    Amirkhan, başa çıkma sürecine yeni bir strateji getirmiştir. Bu strateji, sosyal destek arama stratejisidir. Zor durumlarda yakın çevreden görülen sosyal desteğin, stres verici olayların etkisini azaltma rolü olduğu belirlenmiştir. Bu destek, stres vericiyi ortadan kaldırmak veya azaltmak için öneriler getirilmesini kapsamaktır.

    Cohen ve Wills (1985) sosyal desteğin başa çıkma sürecinde iki farklı role sahip olduğunu ve sonucunda bireyin psikolojik ve fiziksel iyi oluşunu doğrudan etkilediğini belirtmektedir. Birey, stresli bir olay sonucu duygularını yakın çevresindeki kişilerle paylaşarak, onlardan fikir ve yardım alarak stresli durumlarla daha etkili başa çıkabilmektedir.

    Diğer bir başa çıkma stratejisi olan kaçınma stratejisi, davranış olarak bireyin, kendisini engelleyen veya tehdit eden yaşantılardan uzaklaştırma isteği doğrultusunda gösterdiği yadsıma, geri çekilme, mantığa bürünme gibi psikolojik tepkilerle karakterize edilen bir savunma tepkisidir. Birey yaşadığı stresli durumu kontrol edilemez ve değiştirilemez olarak değerlendirdiğinde ve o durumu olduğu gibi kabul etmek zorunda olduğunda daha çok kaçınma stratejisini kullanmaktadır. Genel olarak etkisiz bir başa çıkma stratejisi olarak kabul edilen kaçınma tepkisinin zorlanma anlarında kişilere destek sağlama, motivasyonu ve mücadele gücünü bulana kadar kişiye zaman kazandırma gibi olumlu işlevleri de vardır.

    Farklı başa çıkma stratejilerinin kullanılması durumunda elde edilen sonuçlar üzerine yapılan araştırmalara göre; genel olarak stres kaynağına değiştirmeye yönelik olan problem odaklı davranışsal çabalar,aktif. İşlevsel, uyumlu, kişiyi daha çok geliştirici ve etkili baş etme stratejileri olarak kabul edilirken duygu odaklı stratejiler ise daha pasif , uyumsuz savunucu, gelişimi engelleyici ve etkisiz stratejiler olarak kabul edilmektedir. ( Billings ve Moos 1984, Panumaki 1986, Nelson 1990)

    Başa çıkma literatüründe ilk zamanlarda yapılmış araştırmalarda stresli durumun etkilerini azaltmada problem odaklı başa çıkma stratejisinin “etkili”, duygu odaklı başa çıkma stratejisinin ise “etkisiz” olarak kabul edilmesine rağmen son zamanlarda yapılan araştırmalarda belirli başa çıkma stratejilerinin onun kullandığı içerik ve durum gösterilmeden “etkili” ya da “etkisiz” olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. ( Oakland ve Ostell 1996) Sonuçta farklı başa çıkma stratejileri farklı durumlarda farklı sonuçlara sahiptir ya da aynı durumda aynı strateji farklı kişiler tarafından kullanıldığı için farklı sonuçlar vermektedir.

    Yapılan çalışmalar ve alınan sonuçlar bireylerin kullandıkları başa çıkma stratejilerini etkileyen etmenlerin neler olduğu sorusunu akla getirmektedir. Araştırmalar sonucunda bireylerin kişilik özellikleri, bir ya da daha fazla stresli olayla başa çıkma tarzı, karşılaşılan stresli olayların özellikleri gibi faktörlerin bireylerin kullandığı başa çıkma stratejilerini etkilediği görülmüştür.

    Bireyin sahip olduğu kişilik özellikleri, stresli bir durumla baş etmede kullandığı stratejileri etkilemektedir. Yapılan araştırmada iyimserlik ( Khoo ve Bihop,1996; Lai ve Wong,1998) denetim odağı, (Vanderzee, Buunk ve Sanderman,1997) dayanıklılık, kadercilik, esneklik (Akt. Lazarus, Folkman, Gruen ve Delongis, 1986), benlik saygısı (Coyne ve Downey 1993; Siu ve Watkins,1997) kişinin problem çözme becerisi ( Macnair ve Elliot 1992) gibi kişilik özelliklerinin durumuna uyum sağlamayı kolaylaştıran ya da zorlaştıran stratejilerin kullanımını belirlediğini göstermenktedir.

    Kişinin bir ya da daha fazla stresli olayla baş etme yolu, o kişinin seçtiği başa çıkma stratejisini belirlemektedir.( Billings ve Moos, 1984) Bu yaklaşıma göre bireyin bir ya da daha fazla stresli olayla baş etme tarzı genel olarak olaylarla baş etme biçimini belirlemektedir.

    Başa çıkma stratejilerinin kullanımıyla ilgili diğer bir yaklaşım ise yaşanılan stresli olayların özellikleri üzerinde odaklanmıştır. Kişiler karşılaştıkları stresli olayların sonuçlarını kontrol edemeyeceklerini, algıladıkları durumlarda daha pasif başa çıkma, sonuçları kontrol edebileceklerini algıladıkları durumlarda ise daha aktif başa çıkma stratejilerini kullanırlar. İnsanlar karşılaştıkları stresli olayları kontrol edilemez olarak değerlendirdikleri zaman çaresizlik yaşarlar. (Lazarus, Folkman, Gruen ve Delongis,1986)

    Diğer bir yaklaşım ise kişilik özelliklerinin ve karşılaşılan stresli durumun birbirleriyle etkileşimlerinin, başa çıkma stratejilerini belirleyebileceğini savunmaktadırlar. ( Lazarus, Folkman, Gruen ve Delongis,1986) Kişilik özellikleri ve evlilik, ana-babalık, ev idaresi, meslek alanı gibi dört rol alanında karşılaşılan stresli durumlarda kullanılan başa çıkma stratejileri ile ilgili çalışmalarında Pearlin ve Schooler (1978) bireyin kendisinin kontrol etme imkanının çok az olduğu iş alanındaki stresli durumlarda, kişilik özelliklerinin daha faydalı olduğunu, buna karşılık yüz yüze gelinen stresli durumlarla baş etmede kişisel çabaların önemli rol oynadığı evlilik yaşamı gibi alanlarda kullanılan başa çıkma stratejilerinin daha faydalı olduğu belirtilmiştir. (Akt. Lazarus, Gruen ve Delongis 1986)

    Özet olarak başa çıkma süreci Lazarus’un (1993) da belirttiği gibi oldukça karmaşık ve dinamik bir yapı içermektedir. Odaklaşmaya göre farklı isimler alan başa çıkma tepkilerinde, yaşanılan stresli olayın boyutlarından çok kişilik özellikleri, bireyin durumla ilgili değerlendirmeleri gibi faktörler daha büyük önem taşımaktadır.

    Eğitim düzeyi düşük kadın ve erkeklerin planlı davranma, kadercilik, çaresizlik,batıl inanç ve düşünce, kendini yerme ve duygu denetimi stratejilerini eğitim düzeyleri yüksek olanlara göre daha fazla kullandıkları; büyüme-olgunlaşma stratejisinin ise eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

  5. #5
    Süper Editör muzur Kullanıcısının Üye Resmi (Avatarı)
    Üyelik Tarihi
    07.07.08
    Nereden
    İstanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.002

    Standart

    ARAŞTIRMANIN GEREKÇESİ VE ÖNEMİ
    Stres herkesi farklı hallerde etkilemekte ve bazı meslek gruplarında stres yaşanılması kaçınılmaz olmaktadır. Sağlık alanında çalışan bireylerde, çalışılan iş alanının insan hayatı olması ve hata götürmez bir iş alanı olmasından dolayı birçok meslek üyelerinden daha çok stresten etkilenmektedirler.

    Günümüz koşullarında her bireyin olduğu gibi sağlık çalışanlarının da stresli yaşam koşullarından kaçınmaları olanaksız olduğundan sağlıklı ve verimli olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri için stresle etkili olarak baş etmeleri gerekmektedir.

    Bu araştırma önerisinde sağlık çalışanlarının başa çıkma stratejilerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Sağlık çalışanlarının stresle başa çıkma stratejilerini belirleyip olumsuz davranışlarını iyileştirmeye yönelik öğretici programlar düşünülebilir. Bu şekilde sağlık çalışanlarının hasta ve yakınlarıyla sağlıklı iletişim kurmalarını, yaptıkları işin olumlu yönlerini görmelerini ve işten zevk almalarını sağlayabiliriz.

    YÖNTEM
    Bu bölümde araştırmanın evren ve örneklemi, veri toplama araçları ve çözümleme yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir.

    EVREN VE ÖRNEKLEM
    Araştırma kapsamına giren bireyler 2001 yılında Ankara ilindeki altı yataklı Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanelerinde görev yapmakta olan yaklaşık 1800 sağlık çalışanıdır.

    Bu araştırmada çalışılan bireyler ise SSK Çocuk Hastanesinde görev yapan yaklaşık 250 sağlık personelidir. Bunların 95ini doktor, 80ini hemşire, 30unu laborant geri kalanını ise hizmetliler oluşturmaktadır.

    VERİ TOPLAMA ARAÇLARI
    Araştırma önerisinin bağımlı değişkeni olan stresle başa çıkma stratejilerini ölçmek için Amirkhan( 1990) tarafından geliştirilen ve Aysan ( 1994) tarafından Türkçeye uyarlama çalışmaları yapılan başa çıkma stratejileri ölçeği (BSÖ) , ( EK1) ve diğer bağımsız değişkenler olan cinsiyet, yaş, medeni durum, gelir düzeyi, çalışma süreleri, çalışılan birim ve meslek grubu gibi değişkenleri belirlemek için de kişisel bilgi formu kullanılabilir.

    ARAÇLARLA İLGİLİ GENEL BİLGİ
    1. Başa Çıkma Stratejisi Ölçeği
    Başa Çıkma Stratejisi Ölçeği bireylerin son altı ayık süre içinde farklı alanlarda karşılaştıkları potansiyel stres yaşantılarında gösterecekleri davranışları ölçmek için hazırlanmıştır. Ölçek 1990 yılında Amirkhan tarafından geliştirilmiş ve 1994te Aysan tarafından Türkçeye uyarlama ve güvenirlilik, geçerlilik çalışmaları yapılmıştır.

    BSÖ toplam 33 madde ve üç alt ölçekten oluşmaktadır, alt ölçeklerden problem çözme, probleme yönelik stratejiyi; sosyal destek arama, rahatlamak, tavsiye almak veya basit anlamda bireysel ilişki kurmak için başkalarına yönelme stratejisini; kaçınma ise fiziksel veya psikolojik anlamda geri çekilmeyi içeren stratejiyi oluşturmaktadır. BSÖ’yü oluşturan 33 madde, her bir alt ölçeğe eşit şekilde bölünmekte ve her bir ölçek 11 maddeden oluşmaktadır.

    BSÖ’NÜN PUANLANMASI VE YORUMLANMASI
    BSÖde çok boyutlu puanlama esastır. Her bir alt ölçek, bağımsız ölçek gibi ele alınmaktadır. Alt ölçekler birbirinden bağımsız olarak puanlanmakta ve her bir alt ölçekten 11-33 arasında puan alınabilmektedir. Alt ölçeklerden alınan puanlar stresle başa çıkmadaki esnekliği yansıtmakta ve alınan puanın fazlalığı o stratejinin fazla kullanıldığını göstermektedir. Ölçek kullanılan başa çıkma stratejileri ile ilgili genel bir puan vermemektedir.

    2. Kişisel Bilgi Formu (KBF)
    Kişisel bilgi formu araştırma önerisinin bağımsız değişkenlerine ilişkin veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Bu formda sağlık çalışanlarının cinsiyetleri, yaşları, medeni durumları, gelir durumları, çalıştıkları birim, çalıştıkları süreleri ve meslek gruplarına ilişkin bilgileri almaya yönelik ifadeler bulunmaktadır.

    İŞLEM YOLU
    Veri toplama araçlarının sağlık çalışanlarına uygulanması 2001 mart ve nisan aylarında gerçekleşecektir.

    Uygulama SSK Çocuk Hastanesinde sağlık çalışanlarına uygulanacağı için Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü’ne gidilecek, araştırmanın amacı ve uygulanacak ölçek hakkında bilgi verilip onay alınacaktır. Alınan bu onay SSK Çocuk Hastanesi Başhekimliği’ne sunulup araştırmanın amacı ve uygulanacak ölçek hakkında tekrar bilgi verilecek ve çalışanlara hangi saatlerde konferans salonunda ölçeğin uygulanacağı planlanacaktır.
    Okumadan imzalamam!



    http://www.y0utube.org/
    Foruma üye olmak için tıklayın!
    Forum, yorumlarınızla var olacaktır. Yorumlarını esirgemeyen herkese teşekkürler.

+ Konu Cevaplama Paneli

Yer İmleri

Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız!
  • Mesajlara cevap veremezsiniz!
  • Eklenti gönderemezsiniz!
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz!